• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Kazım Karabekir’in Meclis Binasından Çıkarılması [Aydemir]

1 Mar2011
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

1 Kasım’da Meclis açılırken bir taraftan iki karşı cephe kesin olarak belirmişti. Diğer taraftan da ordu, eğer içinde siyasi davranışlar varsa, hareketten tecrit edilmişti. Fakat Meclisin açılışında daha başka şeyler cereyan eder: Karabekir ve Ali Fuat Paşalar, artık kendileri için tek yol olarak beliren siyasi ve teşrii faaliyetlerine başlamak için Meclis kapılarına yönelirler. Fakat Meclise giremezler. Hatta Kazım Karabekir Paşa Meclise girdiği halde çıkarılır. Milli Müdafaa Vekili Kazım Paşanın (Özalp) emri onlara, ordularının başına gidip yerlerine gelecek olan kumandanları beklemelerini, yani ancak vazifelerini devrettikten sonra Meclise katılabileceklerini bildirir. Meclis bu hava içinde açılır.

Sene 1924’tür… Mustafa Kemal, (nutkunda belirttiğine bakılırsa) Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay ve Refet Bele gibi komutanların “orduyu ele geçirip iktidarı devirme”lerinden çekinmektedir. Bu nedenle, komutanları, meclis ile ordu arasında bir seçim yapmaya zorlar. Mustafa Kemal’in, o günlerde sürekli kendisini diktatörlüğe doğru gitmekle suçlayan komutanlardan çekinmesi tamamen nedensiz olmasa da, bu adımın gerçek anlamı bellidir: Herbir siyasi rakip, gücünün en az yarısından edilecek, şayet komutan ise siyasi gücünü, milletvekili ise de ordu gücünü kaybedecektir. Komutanlar, bu şartlar altında, ordudaki görevlerini terk etmeyi ve milletvekilliğine devam etmeyi tercih ederler.

Bu noktada, yukarıdaki metinle ilgili olarak dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da, Kazım Karabekir’in meclisten dışarı çıkarıldığında ordudaki görevinden zaten istifa etmiş olduğudur. Zira Birinci Ordu Kumandanı olan Kazım Karabekir, görevinden 26 Ekim 1924 tarihinde, yani yukarıdaki olayın yaşanmasından altı gün önce istifa etmiştir. Buna rağmen meclis binasından zorla dışarıya çıkarılır. Böylesine yakışıksız bir muameleye gerekçe olarak yerine henüz yeni bir komutan atanmamış olduğu gibi bir neden ileri sürülmesi, darbe çekincesinin ciddiyeti konusunda bir fikir verebilir.

Sözü edilen dört komutanın dördünün de Kurtuluş Savaşı’nın beş mimarı arasında olduğu hatırlanacak olursa, yaşanmakta olanın, bir liderin artık siyasi rakibi haline gelmiş olan dört silah arkadaşını siyasetten silme süreci olduğu görülebilir. Zira aynı yıl bu dört kişi (Halide Edip’in kocası Adnan Adıvar ile birlikte) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kuracak ve onların üzerine giden güç, 1925 yılında yapacağı bir sonraki hamlesinde partilerini kapatarak bu sefer de siyasi güçlerini ellerinden alacaktır. 1927 yılına gelindiğinde, Mustafa Kemal (mecliste artık muhalefetten eser kalmadığı için sadece kendi taraftarlarına attığı) nutkunda, Kazım Karabekir ve arkadaşlarının kurdukları partiyi “en hain dimağların mahsulü” olarak nitelendirecektir. Kurtuluş Savaşı’nın mimarları artık “hain” olmuşlardır.

Mustafa Kemal’den miras kalan bu hain edebiyatı, bir asır boyunca ülkenin siyasetini esir alacaktır. Hainlik gibi ciddi bir ithamın iyice ucuzlaması nedeniyle, milletvekilinden sokaktaki serserisine kadar herkes için şu ya da bu nedenle beğenmediği insanları hain ilan etmek sıradanlaşacaktır.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 193-194.
Paylaş:
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.