• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Kurtuluş Savaşı Bir Halk Savaşı Değildi [Engin Ardıç]

30 Oct2008
 

Halk savaşı değildi, Engin Ardıç / Sabah

Bunların “kurtuluş savaşımızın bir parçası” sandıkları Çanakkale muharebeleri bir “halk savaşı olmadığı” gibi, kurtuluş savaşımız da bir halk savaşı değildi.

Çünkü halk savaşı diye bir şey yoktur. Savaşı yürüten ve kazananlar, bunu öyle tanıtırlar. Öyle tanıtmak gereğini duyarlar.

Tıpkı, halkla uzaktan yakından ilgisi olmayan Cumhuriyet Halk Partisi’nin adı gibi…

Kurtuluş savaşımız, bazı yörelerimizde halk savaşı, daha doğrusu “sporadik” silahlı direnişler şeklinde başlamıştır, doğrudur… Fakat halk kendiliğinden ayaklanmış da değildir, silahlı karşı koymayı yani “milis kuvvetlerini” örgütleyenler bazı Teşkilatı Mahsusa yöneticileridir.

Fakat sonra, bildiğimiz “düzenli ordu” kurulmuştur.

Halk, merkezi otorite tarafından askere alınmıştır. Şu farkla ki, yeni merkez artık Ankara’ydı. Kurulan ordu, Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusuydu. Milis kuvvetleri, ordu içinde eritildiler. Boyun eğmemekte direnenler yokedildiler.

Yani, bu iş “metazori” oldu.

Halk da, ordu da, yıllardır savaşmaktan yorgundu. Resmi tarihçiler, bu gerçeğin hatırlanmasını istemezler. (“Yorgun Savaşçı” dizisi cunta döneminde niçin yasaklanmıştır sanırsınız?)

Asker kaçağı sayısı da endişe verici boyutlara ulaştı kurtuluş savaşımızda…

Öyle ki, anlı şanlı İstiklal Mahkemesi, bazı çemişlerin sandıkları gibi “Atatürk devrimlerine karşı koyanları cezalandırmak için” falan değil, asker kaçaklarını yargılamak üzere kuruldu. Sonradan, CHP’nin dikta döneminde amaç değiştirdi.

Ankara’da oturan bazı emekli memurların oyalanmak ve azıcık da para kazanmak için yazdıkları bazı “hamasi” kitaplarda ve bunlardan yapılan kötü TRT dizilerinde anlatıldığı gibi halk varını yoğunu kendiliğinden getirip vermedi, top mermisini sırtına kendiliğinden vurup taşımadı, kağnısını cepheye keyfinden sürmedi…

Çünkü Tekâlif-i Milliye Kanunu çıkarılmıştı ve bu katkılarda bulunmayan sivil soluğu İstiklal Mahkemesi’nde alacaktı! Bu mahkemeden ya idam ya beraat olmak üzere yalnızca iki çeşit karar çıkıyordu ve temyizi de yoktu.

Paylaş:
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.