• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Machiavelli

3 Mar2009
 

Machiavelli, hiçbir ahlaki kaygı gütmeden sağa sola saldırmayı ve böylelikle daha çok güç elde etmeyi savunmaz. Şayet böylesine sıradan bir düşüncede olsaydı, herhalde Prens bir klasik haline gelmezdi. Machiavelli’nin yapmaya çalıştığı şey bundan çok farklı.

Her şeyden önce, çerçeve şu: Düşmanlarla çevrili bir dünyada yaşıyorsunuz. Düşmanlarınız, fırsatını bulduklarında sizi yok etmekten çekinmeyecek kimseler. Ve zaten dünya da (en azından o dönemde) bu gibi saldırıların olağan olduğu bir yer. Böyle bir dünyada yaşıyorsanız ve bir ülkenin hükümdarı iseniz, nasıl hareket etmeniz gerekir?

Machiavelli, bu soruyu cevaplandırmaya çalışıyor. Böyle bir ortamda izlenmesi gerektiğini düşündüğü politikalardan biri de, potansiyel bir düşmanın saldırı gücünü kırmak. Yani, düşmanlarınızdan biri giderek güçlenmekte ve dolayısıyla da giderek daha fazla tehlike arz etmekte ise, söz konusu tehlikeyi savma adına düşmanınız buna fırsat bulamadan ona saldırmanız gerekir.

Bu yaklaşım, 2003 Irak savaşından sonra yeniden popüler bir tartışma konusu haline gelen önleyici saldırı fikrine karşılık gelir. Machiavelli de zaten bu perspektife sahip olan realist uluslararası politika felsefesinin doğuşu ile birlikte anılan bir isim. Yani özetle, bir dönemde, “Amacıma ulaşmak için ona buna bakmam, ne gerekirse yaparım” gibi kabadayıca bir laf etmiş olan (ve benzeri milyonlarcasına her dönemde rastlanılabilen) sıradan birinden değil, adı başlıca uluslararası ilişkiler teorilerinden biri ile anılan bir düşünürden söz ediyoruz.

Prens bu çerçevede yazılmış ilk ya da tek eser de değil. Nizam-ül Mülk‘ün, (Prens‘ten neredeyse 500 yıl önce yazılmış olan) Siyasetname‘si, yine bir hükümdara sunulan tavsiyelerden ibarettir ve içeriği itibariyle Machiavelli’nin eserini andırır.

Bütün bunlar elbette Machiavelli haklıdır ya da haksızdır demek değil. Machiavelli’nin görüşlerinin savunulması ya da eleştirilmesi ayrı bir konu. Burada asıl önemli olan, herhangi bir düşünce ya da şahıs hakkında fikir beyan etmeden önce, tam olarak neden ya da kimden söz edilmekte olunduğunu bilme gerekliliği.

Açıkçası, konu pragmatizm olduğunda Machiavelli’ye atıfta bulunanların önemli bir kısmının oturup Prens’i okuduğunu dahi zannetmiyorum. Halbuki çok uzun bir kitap da değildir; bu konuların meraklısı olan bir insan bir oturuşta okuyabilir. Hatta Machiavelli bir bahsi açıklarken, Osmanlı’nın Yunanistan’ı nasıl aldığını örnek olarak kullanarak yaşananları kısa ve öz bir biçimde anlatıyor. Milli eğitimin kitaplarında bahsi geçmeyen ilginç bir hikayedir; her yerde bulamazsınız.

« Önceki Yazı: Anadil [Kürşat Bumin]
Sonraki Yazı: Millet [Sevan Nişanyan] »
2

Okuyucu Yorumları

 

Bilgehan Berberoğlu says:

March 8, 2009 at 5:59 pm

Tam da bu makalenin ana konusuyla ilgili, aylar öncesinden denk geldiğim bir videoyu paylaşmak istedim.
Salman Rushdie’nin enfes diliyle Niccolo Machiavelli, yaşadığı çağ, ve “Prens” eserinin yazılışındaki tarihsel arka plan.
http://www.youtube.com/watch?v=Y_7jRYLTzcE
Saygılar.

 
 

Serkan Mutlu says:

April 7, 2009 at 2:31 pm

Önemli bulduğum bir yazıya kısa bir ek de ben yaptım. Buyurunuz: http://ziguriku.blogspot.com/2009/04/machiavelliye-hakszlk-ediliyor-bis.html

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.