Gerçek Eğitim
12 Mar2008Yurtdışında eğitim alma imkanı bulan öğrenciler bunu çoğu zaman yabancı dillerini geliştirme ya da Türkiye’ye döndüklerinde çok daha kolay iş bulabilme gibi kaygılarla gerçekleştiriyorlar. Yurtdışına gidenlerin daha çok işletme ve benzeri bölümleri tercih ediyor olmaları da zannediyorum yine bu pragmatik yaklaşımın bir sonucu.
Eğitim söz konusu olduğunda, kişinin içinden geçtiği/geçirildiği eğitim sürecinin niteliğinin, insanın dünyayı (ve dolayısıyla kendisini ve ideallerini) algılayış şekline etkisi çoğu zaman göz ardı ediliyor. Halbuki bu etki, öğrencinin pragmatik kaygılarını da içine alan, ancak diğer yandan bu kaygıların çok ötesinde ve üzerinde yeni değerlere de kapı açan bir fonksiyona sahip.
Türkiye’de hakim olan eğitim anlayışının değişebilmesi için, herşeyden önce, ülkemizdeki akademisyenlerin son derece makul bir şekilde ‘eğitimin araçsallaştırılması’ olarak tanımladıkları bu yapıya neden olan zihniyetin aşılması ve bilimin sunduklarını değil, doğrudan kendisini üstün tutan bir anlayışla bilgi kavramının yeniden ele alınması gerekiyor.
Bütün bunları yeniden hatırlamama Yahoo’nun ‘People of the Web’ köşesinde MIT’de görev yapan fizik profesörü Walter Lewin‘in konu edilmesi neden oldu. Sayfadaki videodan da görülebileceği gibi, Walter Lewin 71 yaşında olmasına rağmen branşı olan fizikle iştigal etmekle mutlu olan ve bilgi birikimini öğrencilerine en iyi şekilde aktarabilme adına her türlü özveriyi göstermekten geri durmayan bir akademisyen. Ancak söz konusu video, Lewin’in özverisinden ziyade, MIT’de hakim olan üniversite ve eğitim anlayışını yansıtıyor olması itibariyle önemli.
Videoyu izlerken Lewin’in yüz ifadelerine dikkat edin. Ders anlatmaktayken ne denli mutlu olduğunu, kendisini ait olduğu yerde hissettiğini göreceksiniz. Bilimi yine bilim için öğreten ve öğrencilerinin de bilimi bilim için sevmelerine gayret eden Lewin gibi profesörlerin varlığının, veya kozmopolit bir yapı bünyesinde bilim odaklı bir ambiyans içerisinde geçirilen yılların, muhakkak ki orada bulunanlara mezuniyetten sonra alacakları maaşın miktarından çok daha değerli katkıları olacaktır.


Okuyucu Yorumları
Mr No says:
12 March 2008 at 4:45 PMTürkiyede üniversite öğrenimi almakta olan birisi olarak, keşke en azından öğrenim pragmatik olsaydı diye düşünüyorum. Hocalar kendi kafalarına göre “bilim” yapıyorlar. Biz öğrenciler hepimiz akademisyen olmayacağız.
İktisat bölümünde büyüme teorisi, maliye politikası, planlama gibi dersler anlatılıyor. Hepimiz planlamacı, maliye bürokratı olmayacağız. Kapitalist sistem eleştirisi akademide sık rastlanan bir durum. Öğrenciler bir bankaya veya firmaya başvurduğunda bu öğrencilere kapitalist sistemi nasıl eleştirirsin diye sormayacaklar.
Eğitim yoksul öğrenci için durumunu daha iyi hale getirmek için bir araçtır. Daha iyi halli bir aileden gelen öğrenci için ise bilgi bir amaç haline gelebiliyor. Ben akademisyen olacağım dediğimde, liberal görüşte olan bir hocam, “Bilim zenginlerin ayrıcalığıdır” demişti.
betül ağır says:
13 March 2008 at 4:25 PMTürkiye’de eğitim demek bilgiye ulaşmak değil onun yerine, eğitimin sonunda başlanılacak olan mesleğe hazırlık demektir. (MEB’in amaçlarında iyi vatandaş, iyi insan ve meslek sahibi insan maddelerinin olması bunun göstergesidir. Amaca ulaşma yolunda bir adımdır eğitim, yani araçtır.)
Ne yazık ki üniversitelerde bile ezbere dayalı ve teorik bir eğitim var. Dolayısıyla iş hayatında üniversitede öğretilenden çok daha farklı bir durumu gören kişiler haklı olarak bocalıyorlar. Hiç değilse üniversiterlerde, yeni metotlarla öğrencilerin de interaktif bir biçimde katıldığı, uygulamalı ve pragmatik bi eğitim olmalı. Ve bilgiye ulaşma amaç olmalı.
Olmaması durumunda, kafasına göre ders anlatan, bilimden bahsettiğini sanan, yılların onların bilime bakışına hiçbir gelişme, ilerleme ve farklılık katmadığını bariz görebileceğimiz üniversite hocalarının sayısında büyük bir artış olabileceği aşikardır. Zaten bu hocalar bilimle değil siyasetle ve daha başka konularda uğraşmaktadırlar. Bu konularda uzmanlaşıyorlar! Hocaların yazdıkları makale sayısının yerlerde olması da bundan.
Lewin tek kelimeyle harika. Ben öğretmenlik yapacak bi kişi olarak çok etkilendim. Mutlu olması, kendine ve konu alanına güvenmesi ve dersi yani öğretimi kalıcı kılan anlatımıyla muhteşem. Ne diyeyim, inşallah ben de böyle olurum.