‘Sürpriz’ olmazsa saymayız! [Kürşat Bumin]
21 Nis2007‘Sürpriz’ olmazsa saymayız!, Kürşat Bumin / Nokta
Birgün gazetesini elime alana kadar Enver Karagöz’ü tanımıyordum. Hakkında yazılanları okuyunca tanıyıp seveninin çok olduğunu gördüm.
48 doğumlu bir edebiyat öğretmeniymiş Karagöz bir zamanlar. Artvin Lisesi’nin sevilen bir öğretmeni. Sonra 12 Eylül gelmiş. Hikayenin bu bölümünü İbrahim Aydın anlatsın:
“12 Eylül askeri darbesi Artvin’i bir savaş alanına çevirdi. Uzun yıllar bölgedeki köylü çocuklarının okuyup öğretmen olarak yetiştiği Artvin Öğretmen Okulu işkence merkezine çevrildi. (…) Enver Karagöz de bu dönemde gözaltına alınan binlerce insandan biriydi. Aylarca süren işkenceler sonucunda çılgına dönen işkenceciler, konuşmamanın cezası olarak boğazından kaynar su boşalttılar. Tedavisi yapılmadan cezaevine gönderildi. Boğazındaki yaralar kansere dönüştü…”
Sonrası da şöyle: “1984’te nasıl olsa ölecek diye serbest bırakıldı. Hiç istememesine rağmen tedavisi için yurt dışına gitti.” Daha da sonrası: O günden bugüne yaşadığı Almanya’da 30 Mart’ta öldü.
Oğuzhan Müftüoğlu, “Üzerine kitaplar yazılan, üniversitelerde araştırma konusu yapılan bir dönemi iki kelimeyle anlatmak zorunda kalsanız hiç şüphesiz aklınıza gelecek kelimelerden ikisi ‘Enver Karagöz’dür” diyor. Benzer tarifler yapan başka yoldaşları da çok.
Enver Karagöz’ün başından geçen şu olay da önemli:
“Nihayet 2004 yılında Türkiye’ye gidebilme imkânı doğdu. (…) Pasaport kontrolünde polis: ‘Siz biraz benimle geliniz’ dedi. Terörle Mücadele Şubesi’ne götürdüler. Elini, gözünü bağladılar. ‘Açın gözünü!’ dedi kirli bir ses: ‘Beni tanıdın mı?’ dedi pis pis sırıtarak. Enver tanıdı… Erzurum’da boğazına kaynar su döken işte bu adamdı, işkenceciler hâlâ iş başındaydı…”
Türkiye ne yazık ki böyle bir ülke… Kurbanlarının boğazlarından aşağıya kaynar su boşaltan işkencecilerin dokunulmazlık zırhı taşıdığı bir ülke…



Okuyucu Yorumları