• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Mehmet Kaya Röportajı (Neşe Düzel / Taraf)

22 Mar2010
 

Neşe Düzel’in Taraf gazetesinde yayınlanan Mehmet Kaya röportajından:

Üç hafta önce Denizlispor Diyarbakır’a geldi. Diyarbakırspor’u yendi ve alkışlarla sahadan ayrıldı. Kürt sorununa en radikal bakan kesim Karadeniz sahilidir. Bölgenin takımı Trabzonspor Diyarbakır’a geldi, … yendi ve alkışlarla uğurlandı. Bursaspor’a gelince… Bursaspor maçı Kürtler tarafından tamamen etnik bir saldırı olarak algılandı. Çünkü bizde insanlar, “PKK dışarı” sloganını, PKK dışarı diye anlamazlar. “Kürtler dışarı” diye anlarlar. Bunu bir aşağılama ve ırkçı saldırı olarak görürler. İşte bu algı insanlarda bir refleks yarattı.

… Diyarbakır nüfusunun yarısını yirmi yaşın altındaki gençler oluşturuyor. …

Gerçekten çok öfkeli ve çok kızgınlar. Koşullara bir bakın. Diyarbakır’ın eğitim yaşında olan nüfusunun yüzde 45’i şu anda okula devam etmiyor. Yani ilköğretim ve lise öğrencisi yaşındaki iki gençten biri eğitim almıyor. Okulu bırakmışlar ve kendilerini Kürt olarak ifade ediyorlar. 1990 sonrası kuşak bunlar ve bugün 20 yaş ve altındalar. Doğdukları günden beri de çatışmanın, kayıpların, yoksulluğun ve açlığın içindeler. …

Bunlar, Diyarbakır’a göçle gelmiş ailelerin çocukları. Bölgede bir milyon insan zorunlu göçe tâbi tutuldu. Bu insanlara devlet bir gece, “yarın köyünüzü boşaltacaksınız” dedi. Bu insanlar, 1990 sonrasında boşalttıkları köylerine hâlâ geri dönemediler. Kentlerde kırık dökük bir, iki odalı yerlere sığındılar ve hâlâ işsiz durumdalar. Diyarbakır’da tamamen böyle göçle oluşmuş büyük yerleşim yerleri var.

Kürt dendiğinde hemen PKK veya DTP çizgisi algılanıyor ama aslında üç kesim Kürt var. Bir, orta sınıf ve üst orta sınıf Kürtler. Yani burjuva Kürtler… Demokrasinin gelişmesi bunlar için çok önemli. İki, orta sınıf ve orta sınıfın biraz altı Kürtler. Bunlar için de demokrasi önemli. Üç, DTP çizgisindeki Kürtler.

DTP çizgisinde olmayan orta sınıf Kürtler de kimlik hassasiyetine sahipler. Kürt kimliğinin korunmasını, insanların dilini özgürce kullanmasını, kültürünü yaşayabilmesini istiyorlar. AB’ye üye olmuş, demokrasisi gelişmiş zengin müreffeh bir Türkiye’de Kürt kimliğiyle yaşamak istiyorlar. Zaten Türkiye’de AB üyeliğine en çok destek bu bölgede veriliyor.

Orta sınıf üstü ve orta sınıf Kürtler AK Parti’ye oy veriyor. Gelir seviyesi Türkiye ortalamasına yakın tüccar, sanayici, büyük esnaf, yönetici, serbest meslek sahibi insanlar bunlar. Bir de biliyorsunuz bölgenin AKP’ye uygun muhafazakâr bir yapısı da var.

AK Partili Kürtler bölgenin ekonomik gelişmesini çok önemsiyorlar. Bölgede yoksulluk ve işsizlik biterse, Kürt sorununun çözümünde önemli aşama sağlanacağına inanıyorlar. Bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler istiyorlar. Bir de AK Parti’nin dille ve kültürle ilgili yasakları kaldırmasını bekliyorlar. Bunlar, Kürtlerin yaşadığı ülkelerle iyi ilişkileri bir zenginleşme yolu olarak görüyorlar. …

Diyarbakır 1923’te Türkiye’nin üçüncü büyük ticaret ve sanayi kentiyken, Misak-ı Milli’nin komşularla ticareti yasaklaması sonucunda çöktü. İsmet İnönü’nün raporunda yazılıdır. Mardin’de yılda 130 bin top kumaş işlenirken, bir anda sınır kapatıldığı ve Suriye’yle alışveriş kesildiği için Mardin tekstili üç bin tona düştü. Zaten bölgenin zenginleşmesi hiçbir zaman devletin amacı olmadı.

Irak’la aramızda hâlâ sadece Habur kapısı var. Bizim ihracatçılar 20 gün sınırda beklemek zorunda kalıyorlar. Oysa İran’ın beş, Suriye’nin üç kapısı var Irak’la. Türkiye, bölgenin Irak’la entegrasyonundan endişe ediyor.

[DTP çizgisine oy veren Kürtlerin] hayatlarında en önemli sorun Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasıdır. Türkiye’de Kürt sorunu, maalesef sadece DTP çizgisinin talepleri üzerinden okunuyor. Oysa bu ülkede Öcalan’ın özgürlüğü dışında önceliklere sahip olan Kürtlerin sayısı, bunlardan çok daha fazla. Ama demokrasi gelişmedikçe, Kürtler arasındaki bu farklılıklar açığa çıkamıyor. İnsanlar Kürt toplumunu bir azınlık üzerinden görüyor ve tanımlıyor.

Eğitimli Kürtler, şiddetin bir hak arama yöntemi olarak kullanılmaması gerektiğini yüksek sesle söylüyorlar. PKK’nin artık şiddetten vazgeçmesi ve dağdan inmesi gerektiğini savunuyorlar.

[Eğitimsiz Kürtler ise] dağa çıkmaya hazırlar. Unutmayın ki bu ülkede dağa çıkmanın ortamı hâlâ mevcut. Eğitimsiz Kürtler, bugüne dek elde edilen Kürt kazanımlarının tamamının PKK’nin şiddeti sayesinde sağlandığına inanıyorlar. “Kürtler ne zaman silah bıraktıysa, hakları o gün ellerinden alındı. Bizim şiddetten başka yöntemimiz yoktur. Şiddeti uygulayana sahip çıkacağız. Hatta gerekirse şiddeti kentlere taşıyacak şekilde organizasyonlar da yapacağız” diyorlar. Bugün herkes, PKK’yi 1980 sonrasında Diyarbakır Cezaevi’nde yapılan zulümlerin yarattığını söyler.

Doğru. Ama o gün yapılan zulümler herkes tarafından bilinmiyordu. Bugün ise taş atan çocukların dramını herkes biliyor. 1990’larda dört bin köyün boşaltıldığını, bir milyon insanın göç ettirildiğini herkes konuşuyor. Özellikle taş atan çocukların yaşadığı dramın toplum üzerindeki etkisi ve yarattığı psikolojik yıkım, 1984’teki Diyarbakır zindanlarında yaşanan işkencelerden çok daha etkili bugün.

… Bu çocukların arkadaşları dağda ölüyor. Dağdaki arkadaşlarına öldürülmesi gereken bir terörist olarak bakılması, bu çocukları çok rahatsız ediyor. Batı’da insanlar dağdakilerin ölmesini, ‘bir terörist daha öldü’ diye algılıyor ama, dağdan gelen her genç cenazesi bölgede büyük travma yaratıyor. Her operasyon ve ölüm, bölgede şiddeti daha da tırmandırıyor. Dağdan bir çocuğun cenazesinin gelmesi, on çocuğun dağa gitmesi anlamına geliyor. 1990 kuşağı dediğimiz zorunlu göçün ürünü olan ve mutlaka bir yakınını dağda kaybeden, kendisine şiddetten başka hiçbir çözüm sunulmamış olan bu çocuklar çok öfkeliler. Bunlara söz geçirilemiyor. Bu gençler, KCK veya bir başka derin operasyon olsun her eyleme hemen hazırlar. Bu kuşağı bir süre sonra KCK da durduramaz.

Öcalan bu gençler üzerinde çok etkilidir. PKK’nin şehir sempatizanı olan bu gençler kendilerini tamamen Öcalan’la ifade ediyorlar ve ona “irademiz” diyorlar. “Öcalan irademizdir” diye iki milyon imza topladı bunlar. Ama bugünkü sessizliğe bakıp aldanmayalım. Son dönemde dağa çıkışlar arttı. Taş atan çocuklara verilen cezalar öfkeyi çok arttırdı.

Paylaş:
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.