• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Ana, Dolu

14 Feb2010
 

Sam Kaplan’ın “The Pedagogical State: Education and the Politics of National Culture in Post-1980 Turkey” adlı kitabının 185. sayfası.

Türk eğitim sisteminin “Anadolu” kelimesinin etimolojisi hakkında öğrencilere nasıl bir yalan söylediğini anlatıyor.

Ana, Dolu

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • PDF
  • email
  • RSS
5

Okuyucu Yorumları

 

yons says:

14 February 2010 at 12:17 PM

Bunun Türkçesi var mı, sadece o bölümün. Merak ettim.

 
 

burak says:

14 February 2010 at 12:42 PM

evet ya ilkokulda 2. veya 3. sınıfta böyle anlatmışlardı bize de saf gibi inanmıştım ben de. Neyse ki artık internet daha yaygın çocukları kandırmak daha zor.

 
 

Ekrem Senai says:

16 February 2010 at 4:51 PM

Nişanyan yazmıştı bunu:

“Anadolu analarla dolu bir ülke, tabii, muhakkak, ama istatistik olarak başka ülkelerin de farklı olacağını sanmam. Hem binbeşyüz yıl önce memlekete bu adı veren Rumun Türkçeye vakıf olması da zor, gidip Orhon ırmağındaki Bilge Kağan’a sormadıysa. Anatolê Eski Yunanca gündoğumu, yani doğu; Bizans Rumcasında telaffuzu Anatolí. Ana- “yukarı” anlamında edat. Tellô “kalkmak, doğmak”, vurgulu ek alınca tol-. İstanbul’dan bakınca neden bu adı vermişler, belli.

Bizans’ın bir idari birimi olarak Anatolikón adına ilk 669 yılında rastlanıyor. Orta Anadolu’nun büyük kısmını kapsayan dev eyaletin adı, başkenti Amórion, yani bugünkü Afyon Emirdağ. Daha önce imparatorluğun resmî dili Latince iken bu ilin adı Oriens imiş, ki tastamam aynı şey demek, “güneşin kalktığı yön, doğu”. Bildiğimiz orient.

Osmanlı’da Anadoli eyaletinin merkezi 16. yüzyılda Kütahya’dır, Emirdağ’a bir taş atımlık yer; kapsamı da Balıkesir’den Kastamonu ve Ankara’ya kadar olan alan. 19. yüzyıla gelindiğinde vilayet artık yoktur, buna karşılık Fırat sınırına kadar tüm yarımada “Anadolu” diye bilinir. Ahmet Vefik Paşa sözlüğüne göre Anadoli = “Marmara ve Akdeniz’den Fırat’a kadar olan diyâr; kadimde Küçük Asya.” Kapsama alanının Fırat’ın doğusuna taşması Cumhuriyet dönemi terminolojisidir.

Yunancadan Türkçeye alınan kelimelerde sert sessizin yumuşadığını daha önce yazmıştım, o yüzden Anatoli > Anadoli. Son sesin /u/ya dönüşme tarihini belgelemek zor, çünkü eski yazıda daima Anadoli yazılmış.”

 
 

Levent Cetin says:

16 February 2010 at 5:15 PM

Ben de Nisanyan’in bahsettigi yonde yorumlar yapan kenar mahalle etimologlarindan “ana-dolu” etimolojisi hikayesi dinlemistim. Analarla doluymus. Yavuz hirsizin ev sahibini bastirmasi misali bir sozcuk kokeni hirsizligi.
Gunes-dil teorisine sonradan kendileri bile inanmislar sanirim.

 
 

rüştü hacıoğlu says:

17 February 2010 at 12:28 AM

Güneşin dili olsa da konuşsa… amon ya RA bbim! Herkeşlerin bir güneşin oğlusu (fiRAvun) ve diyarı var iken; bizim bir samsunRAtürk ve anadoli’sini mi çok gördünüz?

Yunanlılılılar zamanında güneş anatoliden doğuyor olabilir ama Cumhuriyet Türkiyesi güneşin Samsun’dan yani kısmen kuzeyden doğuşuna göre ayarlamıştır namaz saatlerini. Yukarıda da belirtildiği üzre Yunanca “ana” yukarı anlamında edat ise şayet, Samsun’da edatın koordinatıdır ki hermetik hesaplar da, babayaga da buna işaret etmişlerdir.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.