• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Silahlar, Kanunlar, Özgürlükler ve Türkiye

8 Oct2009
 

Kolombiya’daki Adalet Bakanlığı binasının girişinde, Santander‘in şu sözü yer alıyor:

“Kolombiyalılar; silahlar bize bağımsızlık verdi, kanunlar ise bize özgürlük verecek.”

Silahlar, Kanunlar, Özgürlükler ve Türkiye

Özgürlüklerin teminat altına alınmasını öncelikle kanunlar ile mümkün kılmayı öngören anlayışın bir parça problemli olduğuna daha önce değinmiştim. Ama bu yaklaşımın dahi herşeyi silahla çözmek isteyen zihniyetin çok ilerisinde olduğu aşikar. Santander’in sözü nerede, “Silahlar bize bağımsızlık verdi, şimdi de iç düşmanlardan kurtulmamızı sağlayacaklar” zanneden anlayış nerede…

Paylaş:
  • Facebook
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Digg
  • del.icio.us
  • Google Bookmarks
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • PDF
  • email
  • RSS


3

Okuyucu Yorumları

 

enver says:

8 October 2009 at 10:34 PM

Serdar Bey,
Kolombiya’da verdiğiniz konferans yerel basına haber olmuş. Tercüme edip alıntılıyorum:
“Rosario Üniversitesi’nin her sömestirde bir ülkeyi misafir etme uygulaması bu dönemde devam etti. Son misafir ülke Türkiye oldu. Paneller, konferanslar, sergiler düzenlendi. Bu çerçevede Kanada’dan davet edilen Türk akademisyen Serdar Kaya, “Modern Türkiye’nin demokratik kazanımları ve olası tehlikeler – irtica ve açılımlar” konulu bir söyleşi-konferans verdi. Serdar Kaya konuşmasına başlamadan önce herkesi ayağa kalkmaya davet ederek İstiklal Marşı’nı dinletti. Türk bayrağının hilalinden ve yıldızından üç kere öperek başına götürdü. Bayrağın kırmızı atlastan kumaşını yüzüne sürerken gözleri buğulandı. Sohbetinde Türkiye’nin tek parti dönemindeki mutlu ve hızlı büyüyen günlerinden bahseden Serdar Kaya, Tek Adam’ın kıymetinin bilinmemesinden, devrimlerine sahip çıkılmamasından şikayet ederek, karşı devrimcilere taviz verilmesinin zararlarını teker teker anlattı. Laikliğin olmazsa olmaz bir olgu olduğunu akıllara adeta kazıdı. Bu sırada kendisine tuhaf tuhaf bakan başı yarı örtük bir rahibeye çemkirdi. Ulusalcılığın memleketi kurtaracak tek yol olduğunun altını çizdi. Türk ordusunun ilerlemenin ve gelişmenin en büyük destekçisi, laikliğin ve devrimlerin en büyük ve sağlam koruyucusu olduğunu anlattı. Ordunun başımızda durduğu sürece kimsenin devrimlere zarar veremeyeceğini ve demokratikleşme çabalarının ordunun kontrolü ve desteğinde sürmesi için her gece dua ettiğini söyledi. Bu esnada bir kısım Kolombiyalı öğrencinin “Her Türk asker doğar” diye tempo tuttuğu görüldü. Serdar Kaya bu tezahüratlara elini kalbinin üzerine götürerek ve gözlerinden yaş süzülerek gülümsemeyle cevap verdi. “Her Türk asker doğar ama biz hala demokrasiye tam hazır değiliz” açıklaması salonu alkıştan adeta yıktı. Konferansın sonunda yine herkesi ayağa kaldıran Serdar Kaya, önce “Dağ başını duman almış”, arkasından da “Onuncu Yıl Marşı”nı büyük bir coşkuyla salona söylettirdi. Konferans Serdar Kaya’nın hunisini kafasına takması ve gömleğinin kollarının arkadan bağlanması ile sona erdi. Serdar Kaya ambulansa bindirilirken, “Ulu önder ölmedin, kalbimizde yaşıyorsun”, “Devrimlerinin bekçisiyiz”ö Atam izindeyiz” gibi sloganlar attı.
Kaynak: Nova et Vetera – Universidad del Rosario süreli yayın organı

 
 

Serdar Kaya says:

8 October 2009 at 11:01 PM

Bakın böyle bir yorumu bile yayınladım. Anlayın artık ne kadar hoşgörülü bir insan olduğumu…

 
 

riza says:

11 October 2009 at 7:53 AM

Bir tarafta 100 yıldan fazla süren ayrıcalıklı saltanat diğer tarafta ‘biz de isterük’ grubu. Yalnız bu ‘biz de isterük’çüler sadece asgari haklarını istiyor. Bunu isterken de evrensel argümanları kullanıyorlar.
Tabii yıllarca otoriteyi ve imkanları elinde bulunduranlar bunu meşru yollardan yapmamış. Sindirme, baskı, zulüm… Ama artık kral çıplak. Artık sesler yükselmeye başladı.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.