Derinsular.com 5 Yaşında
16 Şub2010Bugün sitenin yayın hayatının beşinci yılı sona erdi.
Ne mutlu ki, son bir sene zarfında geçen yıl bugün yapmayı düşündüğümü söylediğim şeylerin epey bir kısmını gerçekleştirebilmişim:

Mesela Kitap ve Medya bölümlerindeki yazıları artık yorumlamaya başlayacağımı, sonra da bunları .pdf formatında fasikül fasikül yayınlayacağımı söylemişim. Kısa bir süreden beri ilgili alıntıları (referans bilgi olması düşüncesiyle yayına aldıklarım haricinde) ekseriyetle yorumlamadan yayına almıyorum. Ama .pdf işine daha var gibi…
Felsefe sayfalarını hala tamamlayadım. Ama en azından üç sayfadan ikisi bitti ve yayında.
Bibliyografi bölümündeki kitapların bir kısmına açıklayıcı yorum ekledim. Ama duyurduğum gibi ayrı bir sayfada değil, hemen ilgili kitabın yanında yer alıyor yorumlar – ki böylesi herhalde daha kullanışlı.
Yazı Dizileri ile ilgili olarak, (1) Endoktrinasyon yazı dizisini bitireceğimi, (2) Demokratlık-Liberalizm İlişkisi‘ni konu alan yeni bir dizi yazacağımı ve (3) Demokrasi ve Laiklik yazı dizilerinin içeriklerini güçlendireceğimi söylemişim. An itibariyle Endoktrinasyon yazı dizisini bitirmenin de ötesine geçirip, çok daha geniş bir şekilde kitap olarak yayına hazırlamakla meşgulüm. Plananan çıkış tarihi: 15 Nisan. Demokratlık-Liberalizm İlişkisi başlıklı yazı dizisi çoktan bitti ve yayına girdi. Ama diğer iki yazı dizisine henüz eğilemedim. Ama Zihniyet başlıklı, dört yazıdan oluşan yeni bir yazı dizisi de çok yakında yayına girecek.
Ne Dediler başlıklı sayfa yayına girdi.
Okuduğunu Anlama Kılavuzu ile uğraşmayı listeme bile alamadım. Ama Linkler sayfasına bu konu ile ilgili bir başlık açıp üç link ekledim.
Bunlar geçen sene yapmayı planladığım şeylerdi. Bunlar haricinde, sitenin kısa bir süre önce Movable Type’tan WordPress’e geçmesi ve yazılımıyla birlikte tasarımını ve daha görünen/görünmeyen pek çok şeyini de değiştirmesi ile v.2′e geçmiş olduğunu da belirtmek lazım.
Peki önümüzdeki sene için planlar nedir diye sorulacak olursa, açıkçası ben de henüz bilmiyorum. Yukarıda sözü edilen yarım kalmış işleri ve tabii birkaç tane de sene içerisinde aklıma esecek bir iki şeyi hayata geçirebilirsem ne mutlu…
(Snapshot için Enes Reyhan’a teşekkürler.)
Bazı İstatistikler:
16 Şubat 2010 itibariyle,
Twitter takipçisi sayısı: 134
Friendfeed takipçisi sayısı: 125
Facebook grubu üye sayısı: 202
Son 7 gün içerisinde siteyi,
- en az 7 kere ziyaret eden kişi sayısı: 388
- en az 15 kere ziyaret eden kişi sayısı: 284
- en az 26 kere ziyaret eden kişi sayısı: 210
- en az 51 kere ziyaret eden kişi sayısı: 148
- en az 101 kere ziyaret eden kişi sayısı: 86
- en az 201 kere ziyaret eden fanatik sayısı: 43




Okuyucu Yorumları
Enes Yalçın says:
16 Şubat 2010 at 12:09 AMSeneye ilkokula başlatalım bu çocuğu öğreneceği şeyler var
Allah kaleminize zeval vermesin Serdar Bey, müteşekkiriz..
Resit Bey says:
16 Şubat 2010 at 12:44 AMNe kadar da hizli geciyor seneler! Derin Sular, zihni bulanmis/bulandirilmis genclik icin cok muhim bir is yapti/yapiyor/yapacak. Devam edin, gerci etmeseniz de bugune kadar yaptiklariniz yeter.
Mister No says:
16 Şubat 2010 at 11:53 AMAz zamanda çok büyük işler yaptık diyorsunuz bir nevi.
Levent Cetin says:
16 Şubat 2010 at 5:08 PMPastanin kalorisi cok olmus. Lezzetli olabilir ama son gorustugumuzden bu yana 30 lb vermis bir okurunuz olarak sadece cayinizi icerim.
Kutlu olsun.
rüştü hacıoğlu says:
17 Şubat 2010 at 1:50 AM5 yılın sonunda Derin Sular ile neler kazandık, neler kaybettik?
1- Çalıştığımız birimlerde birer “emir kulu” na dönüştürüldüğümüzü ve dönüştükçe makbul bulunup hıyararşide merdiven çıkabilip kariyer planlamaları yapabileceğimizi öğrendik.
2- Amirlerimizle ve sahiple aramızda yıllardır varlığına inandırıldığımız mistik iletişimin “kendi kendimize gelin güvey olmak” olduğunun farkına vardık ve iç huzurumuzu kaybettik.
3- Beyaz yakalı eğitiminde görev yapan enelpici toplum mühendisi beyin silici endoktrinatörlerden “zeki” olduğumuza ve faydalanılması gereken holştayn tipi inekleme/inovasyon kabiliyetlerimizin açığa çıkarılabileceği daha uyarıcı “hased” programlara/üst düzey yönetim dahil edilmemizin önerildiğine şahit olduk. ( Oysa zeki değil; Derin Sular okuruyduk. )
4- Kurumlarda biteviye üretilen sahip mistifikasyonlarına şiddetli karın ağrısı ve baş dönmesi ile başlayan tepkilerimiz; giderek bilinç düzeyi gelişmiş stratejik eleştiri ve iktidarı karikatürüze edebilme kabiliyetine dönüştü.
5- Hıyararşinin hangi katmanında olursa olsun, kişilerin konfor arayışlarından daha mühiminin özgürlük olduğu tatlı dille anlatıldığında, “aldatılmanın” farkına varılmasının şedit muhalifler oluşturabildiği ve en az zimbardo deneyi kadar açıklayıcı sağlamalar yapma imkanı kazanmamıza vesile oldu.
6- Milli şartlandırılmaya enaz maruz kalan ilkokul terk veya mezun arkadaşlarımızın militarizmi çözümleme noktasında doktora yapmışlardan daha avantajlı olduğunu çeşitli konulara refleks düzeyinde verilen tepkilerle deneysel olarak gözleme imkanı bulduk. mesela başkentin neresi olduğunu bilmek, türkiyenin yüzölçümü vs. gibi coğrafi keşif bilgisi olmayanların manipülatif önermleri çok daha kolay çözümleyebildikleri hatta bir şeyin benzeri ve zıddı ile ölçülebileceğinden yola çıkarak çok daha tutarlı önermeler geliştirebildikleri, çelişkiyi kolayca ayırdedebildikleri gözlendi. Varın yakın ve uzak tarih dersi almamış olmanın dayanılmaz hafifliğini siz hesabedin.
7- “Ben” kıblesinin, aklımızı başımızdan alıp mallaştırılmamızda kullanılan önemli bir paradoks oluşturduğunu farkettik. Ben’i korumak ve öteki ile arasında kimlik pekiştirmek için meydana getirilen boşlukların otorite tarafından doldurularak, neredeyse korkumuzun/anksiyete/paranoyamızın sahte gerçeklikle giderilmesi mukabilinde kendimizden vazgeçmeye hazır halde, karanlık bir kuşatmaya şizofreniye teslim olduğumuzu farkettik. Kahvede Kürt kavminden ya da Alevi mezhebinden tanımadığımız insanlara dair egemenlerin ağızlara soktuğu çirkin etiketleri duyduğumuzda tepkisiz kalmak düşünülemez oldu; Hrant Dink ve Etyen Mahçupyan’la tanışma imkanı bulduk.
8- Orwell 1984′ün bilim kurgu kitabı olmayıp, ördekçe konuşmamızı mümkün kılan güneş dil teorisinin anatoli’de sosyalize edilip militarizmi konsolide ve rantı garantolize(güvence altına alma) işlemiyle ilelebet payidar iktidarolize’nin illiyet bağı içinde, akla sahra toplarıyla dalınmamış bir çözümlemesi olduğunu öğrendik.
9- Uyanmak için geç kalınmadığını, nefes aldığımız her an’ın uyanmak ve nefes alan her kişinin uyandırılmak için yeni bir dünya olduğunu farkettik.
10- Demokratlığı henüz çözümleyememiş olsak da, liberalizmin hangi sarkaçta ( kapitalizmin siyasal söylemi olarak ) totaliterizm ve belirsizlik arasında salındığını ve ima ettiği hiyerarşinin ne tip bir paradoks oluşturduğunu “doğal düzen” gizli el gibi kadim sihirbazlık numaralarını çözümlemeyi öğrendik.
Son olsun – “Kemalcilik” ve “Kemalci” kavramasallaştırmasının Kemalist ve Kemalizm gibi kökü dışarıyı işaret eden yabancı kavramlara oranla daha komplexsiz ve daha güneş dil teorisi ve Sümer tapınağı çağırışımlı, kulağa da lirik tınılar bırakan bir sevecenlik kattığı düşüncesiyle Sultanmurat periferisi’nin TDK’ya nacizane katkısı ve nesli tükenmekte olan ulusalcılığa da dost işi bir ideolojik desteğidir.
Yönetim için, “yönetilebilir zavallı” yaratılmasının elzem olduğunu farkettik ve YÖNETİLEMEZ olmak için yaşıyoruz artık.
Serdar Kaya ve yönetilemez tüm dostlarımıza nice özgür ve ayırdına varılmış, farkında seneler…
Ekrem Senai says:
17 Şubat 2010 at 11:06 AMHer sene pdf’lerden bir hatim yapmak lazım. Kitabınızı da bol bol alıp eşe, dosta, parka, bahçeye dağıtmak lazım.
Affınıza sığınarak, yeni yılda tavsiyeler:
- Üst sağ köşedeki Atatürk bakışlı resminizi değiştirin
- Daha derli toplu bir site tasarımı bulun
- “Yakında” diye ilan ettiğiniz yazıları ya hakikaten yakın bir zamanda bitirin, ya da yakında diye ilan etmeyin
- Biraz daha üretkenlik… 5 yılda daha bir kitap çıkmadı.
Mustafa Akyol says:
17 Şubat 2010 at 12:21 PMBeşinci yıl hayırlı olsun… Bu süre zarfında Derin Sular’dan çok şey öğrendim ve eminim öğrenmeye devam edeceğim…
Uğur Mustafa Dinç says:
17 Şubat 2010 at 7:17 PMDaha nice yıllar dilerim! Sadece çok şey öğrenmekle kalınmıyor burada, duruşunuzun mahiyeti de burayı internetin en önemli Türkçe mahallerinden biri yapıyor bana göre. Kolay gelsin Serdar Bey. Gayretiniz ve gayretimiz artsın. Bu ülkenin işbu artışa ihtiyacı var, hem de çok var.
BetuL says:
19 Şubat 2010 at 3:47 PMIyi ki varsin Derinsular!
Tamer Uz says:
19 Şubat 2010 at 11:38 PMIyi ki dogdun DS. Nice mutlu yillara.