• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Milliyetçilik Türkiye’nin Batısını da Böler

19 Feb2012
 

[19 Şubat 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Türkiye’de hakim olan milliyetçi algı, ulus kavramını etnik temelde anlamlandırıyor. Bu algının bir diğer önemli özelliği ise, nüfusu büyük ölçüde homojen olan ulus-devletlerden oluşan bir dünya tasavvur ediyor olması.

Bu düşünsel arkaplan, bağımsız Kürdistan taleplerinin zihinlerde derhal nüfus mübadelesi gibi uygulamaları çağrıştırmasına neden oluyor. Ancak Türkiye’de halen yeterince bilinmiyor olsa da, nüfus mübadelesi artık uluslararası hukuka aykırı bir politika. Hatta zorunlu göç kapsamındaki her uygulama, Uluslararası Ceza Mahkemesi‘nin tanımladığı “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” arasında yer alıyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin yeni bir nüfus mübadelesi macerasına atılması ya da Kürtleri tek taraflı olarak ülkenin batısından doğusuna sürmesi eskisi kadar kolay değil.

Dahası, tarihe baktığımızda, herkes gibi azınlıkların da hayat düzenlerini bozmaktan hoşlanmadıklarını ve ciddi bir tehdit altına girmedikleri müddetçe yaşadıkları yerleri kolay kolay terk etmediklerini görüyoruz. Dolayısıyla, (sözgelimi) Avrupa’daki (ırkçı eğilimlere de sahip olan) aşırı sağın müslümanlara Avrupa’yı terk etme çağrıları ne kadar gerçekçiyse, çoğu artık Fırat nehrinin batısında yaşayan Türkiye Kürtlerinin geriye dönmelerini beklemek de o kadar gerçekçi. Zira Kürtler artık çoktan Türkiye’nin doğusunun olduğu kadar batısının da bir gerçeği haline gelmiş durumdalar. Bu bariz durumun hala farkına varamıyor olmak, batıdaki Kürtleri batıya ait görememenin bir sonucu – ki bağımsız Kürdistan eksenli tartışmaların bir noktasında nüfus mübadelesi konusunun mutlaka gündeme geliyor olmasının başlıca nedenlerinden biri de bu. Dikkat edilecek olursa, bu tavır, bölünmeye karşı çıkanların Batı-Türk ve Doğu-Kürt gibi gerçekliğe tekabül etmeyen eşleştirmeler ekseninde düşündükleri ve aslında Türkiye’yi kendi zihinlerinde çoktan böldükleri anlamına da geliyor.

Fırat’ın Doğusu ve Batısı
Kürtlerin çoğunun artık Fırat’ın batısında yaşıyor olmasından hareketle varılan bir diğer hatalı sonuç ise, bu durumun bağımsız Kürdistan taleplerini anlamsız kılıyor olduğu. Halbuki Kürtlerin çoğunun Fırat’ın batısında yaşıyor olması, doğudaki pek çok ilde çoğunluğun halen Kürtlerden oluştuğu ve dolayısıyla da bölgenin siyasetinin o insanların talepleri doğrultusunda şekilleneceği gerçeğini değiştirmiyor. Bir başka deyişle, batıda yaşayan Kürtler doğudaki Kürdistan taleplerinin önünde bir engel teşkil etmediği gibi, doğuda özerk ya da bağımsız bir Kürdistan’ın kurulması da batıdaki Kürtlerin doğuya göç edeceği anlamına gelmiyor. Yani, Türkiye (bir hukuk devleti olduğu ve öyle kaldığı ölçüde), ülkenin doğusu ayrılmayı seçse bile, batıda Türkler ile Kürtler yine birlikte yaşamak durumunda olacak – ki bu, Kürtlerin kimlikleri konusunda Türklerle tamamen aynı haklara sahip olacaklarını ve eşit haklarla siyasi katılımda bulunacaklarını da ima ediyor.

Bütün bunların anlamı şu: Türkiye, (her ne kadar ismi bu gerçeği maskeliyor olsa da) çok etnisiteli bir ülke. Ülkenin (hem doğusundaki hem de batısındaki) vatandaşları farklı etnik kimliklere sahip. Bu farklı kimlikler arasında en yaygın olanlar, Türk ve Kürt kimlikleri. Dolayısıyla, bu iki kimlik, ülkenin doğusunda özerklik ya da bağımsızlık kararı alınsa dahi, batıda (hem birbirleriyle, hem de diğer kimliklerle) her alanda eşit bir konumda olmak durumunda.

Her alanda eşit olmak, Kürtçe yasaklarını sona erdirmek ya da Kürtçe eğitime “izin vermek” gibi amaca özel açılımların artık bir mana ifade etmeyeceği anlamına geliyor. İki dilli, iki kültürlü, dolayısıyla da iki kimlikten birini taşıyanların diğerlerine kimi özgürlükler bahşetmek durumunda olmadığı yeni bir siyasi yapı, sadece barışın ve barışmanın değil, adaletli ve ahlaklı bir toplum olmanın da önündeki tek yol.

Sonsöz
Türkiye Türklerindir zihniyeti Türkiye’ye ülkenin doğusunu kaybettirdi. Etnik temelli siyasete son vermenin Türkiye’ye doğuyu geri kazandırabileceğini düşünmek zor. Ama Türkiye, bundan sonra barışı, adaleti ve ahlaklı olmayı tercih etmez ve bugün doğuyu ülkeden kopma noktasına getiren milliyetçi ideolojiye bunca acı tecrübenin ardından hala zorla tutunmaya çalışırsa, bu ideoloji yarın da ülkenin batısının istikrarını tehdit edecek. Türk milliyetçilerinin Kürtlere de bulaştırdığı bu zehiri bir kenara bırakmak ise, ülkeye doğuyu geri kazandıramasa bile, en azından batıyı daha huzurlu ve istikrarlı kılabilir. Zira adalet ve ahlak huzur, temelsiz millet-i hakime böbürlenmeleri ise nefret ve çatışma getirir.

Paylaş:
1

Okuyucu Yorumları

 

mca says:

19 February 2012 at 10:36 PM

Türkiye’de Türk kimliği üzerinden yürütülen siyaset, artık Türkiye’nin uluslararası arenada arzu ettiği etkin bir aktör olma hedefiyle pek örtüşmüyor. Ülke topraklarında var olan etnik kimliklerle barış içerisinde bir Türkiye, aynı hedefe yönelebildiği sürece ileri ve güçlü devletler düzeyine erişecektir.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.