• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Milliyetçilik Yeni Dinin Adıydı [Etyen Mahçupyan]

6 Jun2010
 

Taraf gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan’ın “Lanet” başlıklı yazısından:

Milliyetçilik yeni ‘dinin’ adıydı… Ulus-devlet bu ‘dinin’ dünyamızda kendisini gerçekleştirme biçimiydi… Bireyler ise, artık kendilerine milli vatandaşlık bahşedilen yeni ‘dindarlardı’…

Modernlik, zihinsel farklılaşmadan ve özgürlük üzerine inşa edilen algılamadan beslenen, dolayısıyla farklılaşmayı besleyen bir yeni varoluş değil; tam aksine milliyetçiliğin güven verici kollarına teslim olup benzeşmeye razı olmaydı. Modernliğin ‘özü’ sayılan özgürlük ise bu süreçte en hafif deyimle dönüşüme uğradı. Bundan böyle bireysel özgürlük özel hayatın parçası olan bir çeşniydi. Çünkü ‘asıl’ özgürlük ancak ‘birlikte’, bir topluluk olarak yaşanabilen şeyin adıydı. Dolayısıyla milletin özgürlüğü vatandaşın özgürlüğünden daha önce gelmekteydi ve birey artık vatandaşın başkalarını ilgilendirmeyen bir özeli haline indirgenmişti. Modernliğe eleştiri getiren sol akımlar sınıf kavramı üzerinden bu anlayışı yıkmaya çalışsalar da başarılı olamadılar. Sonuçta onlar da özgürlüğü bir bütünselliğin özelliği olarak tanımlamakta ve o bütünselliği kişi açısından ulaşılamaz kılmaktaydı.

Ancak özgürlüğün ‘dönüşümünün’ ikinci bir yönü daha vardı ve ölümcül darbeyi vuran da bu oldu. Milliyetçiliğin egemen ideoloji haline gelmesiyle birlikte, özgürlük ‘yaşanan’ değil, ‘yaşanması gereken’ şeyin adı oldu. ‘Yaşanması gereken’ ise sözkonusu milletin geçmişini ve geleceğini kuşatıyor, bireyi bu heyula kimliksel gerçeklik karşısında aciz bırakıyordu. Milletin özgürlüğü bunun cisimleşmiş halini oluşturmayı gerektiriyordu… Ulus-devletler bunu yaptı. Milletleri ‘özgürleştirirken’, insanı esir etti; bireye kimlik verirken, vatandaşı zombiye dönüştürdü.

0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.