• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Montreal 2010

10 Jun2010
 

Bu Montreal’e ikinci gelişimdi – ama ilkini saymıyorum. 2008 yılının Şubat ayında günübirlik uğramış ve gerek soğuk gerekse kar nedeniyle pek bir şey anlamamıştım. Bu sefer iki gün kaldım ve neyse ki aylardan Hazirandı.

Montreal pek çok yönüyle bir Avrupa şehri. Kuzey Amerika’daki diğer şehirlere çok fazla benzemiyor – ki bu bana göre pek de iyi bir şey değil. Gürültü ve karışıklık nedeniyle İstanbul’dan gelenler çok yabancılık çekmiyor olmalılar. Açıkçası iki günlük bir gezi için uğramaya kesinlikle değecek bir yer. Ama yaşamayı çok fazla tercih edeceğim bir şehir değil. Dediğim gibi, karışık, gürültülü bir yer. Bir de tabii ne yazı yaz, ne de kışı kış. Yazın nemli ve sıcak, kışın ise soğuk ve karlı bir yer.

Şehri Kuzey Amerika’daki diğer şehirlerden (New York gibi bir iki şehir istisna edilecek olursa) ayıran en önemli özelliklerden biri de geceleri hayatın (ve de tabii gece hayatının) canlı olması. Zira tipik bir Amerikan şehrinde akşam saat sekiz dokuz gibi hayat sona erer. Montreal’de ise, (en azından yazın) gece yarısı dahi caddelerde, restoranlarda ve kafelerde çok sayıda insana rastlamak mümkün.

Montreal’in (yine Avrupalılık çerçevesinde değerlendirilebilecek) bir diğer özelliği ise, şehrin ortasında striptiz bar ayarında çok sayıda mekan bulunması. Açıkçası, işin bu kısmından haberim yok değildi. Zira daha önce hakkında yazdığım Arouch‘a ertesi gün bir daha gittiğimde Montreal’de yaşayan bir Türk arkadaşım konu hakkında beni bilgilendirmişti. Şöyle ki, bu arkadaşım acıktığını söylediğinde, “Para yabancıya gitmesin” düşüncesiyle onu Arouch’a götürmüş ve Halep lahmacununu denemesini sağlamış, kendim için de bir Lübnan lahmacunu almıştım. İşte bu arkadaşım, lahmacunlarımızı yerken, bana şehri biraz anlatmış, laf arasında da Sainte Catherine caddesindeki söz konusu mekanlara değinmişti. Hatta arkadaşıma göre, Montreal’de bu gibi yerlere erkekler kız arkadaşlarıyla birlikte gidiyorlarmış! Neden böyle bir şey yaptıklarını tabii bilemiyorum – arkadaşım da bilmiyormuş. Ama o gece şehirden ayrılmadan önce bu anlatılanları bir de bizzat tetkik etme (ve tabii “ibret alma”) düşüncesiyle birkaç saat şehir içerisinde (ve tabii özellikle de Sainte Catherine caddesinde) dolaştım.

Tabii arkadaşımın dediği kadar vardı. Şöyle izah etmiş olayım, bir profesör dostumuz Vancouver Island’ı bir hafta dere tepe gezip dolaştıktan sonra ne kadar güzel bir yer olduğunu ifade edebilme adına, “Allah affetsin Serdarcım, ama bunlar cennete gitse şaşırmaz” demişti. Montreal için bu sözü biraz değiştirerek, “Cehennemdekiler de buraya gelseler şaşırmazlar” demek mümkün. Bir başka deyişle, burası da gerçekten çok güzel bir yer – insan ne arasa bulur…

Gerçi çok fazla aramaya da gerek yok, onlar da sizi pekala bulabiliyorlar. Mesela kaldırımda oturan 20 yaşlarındaki kızın biri, bana elindeki “1 hug = $1” yazılı kartonu gösterdi. 1 dolar elbette ciddi bir para değil, ama bir “hug” için elini cebini attığına değmez… Tabii aklımdan “100 dolar versem?” diye sormak da geçmedi değil… Ama dürüst ve şeffaf yayıncılık ilkeleri gereği herşeyi okuyuculara eksiksiz olarak aktarıyor olduğumdan “Sonra anlatması zor olur” düşüncesiyle yürümeye devam ettim.

Montreal 2010

Paylaş:
« Önceki Yazı: Pizza Arménienne
Sonraki Yazı: Elle Yemek »
2

Okuyucu Yorumları

 

Levent Cetin says:

11 June 2010 at 4:25 PM

XXX Files kategorisi ufukta gorundu sanki.

 
 

Enes Yalçın says:

12 June 2010 at 11:38 PM

çok ibretlik bir yazı olmuş:)) kalan kısmının şifreli bölümde devam ettiğini tahmin ediyorum:))

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.