• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Muhafazakarlık, Başörtüsü ve Kan Dolaşımı

22 May2011
 

[22 Mayıs 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Ünlü TV dizisi Lost’ın en ilginç karakterlerinden biri olan Daniel Faraday, dizinin bölümlerinden birinde zaman yolculuğundan söz ederken, bir sabiteye sahip olmanın önemini vurgular ve sabitesini kaybeden bir insanın kaybolabileceğini ifade eder. Anlam konusu da Daniel Faraday’in anlattıkları ile aynı doğrultuda olan kimi yönlere sahiptir.

Şöyle ki, insan, diğer hayvanlar gibi olmadığından, kendisine ve varlığa dair (doğru ya da yanlış) bir fikre sahip olma ihtiyacındadır. Bu fikri, hemen herkes, küçük yaşlarından itibaren ve farkında olmadan edinir. Bu fikir, insanın evrendeki sabitesi durumundadır. Kişi, bu sayede, neyin olağan ve neyin olağandışı olduğuna dair bir fikre de sahip olur.

Ancak ne var ki, insan zaman zaman olağandışı olduğunu zannettiği kimi olağan durumlarla karşılaşır. Sosyal psikolojide beklenti ihlali olarak tanımlanan bu gibi durumlar, son derece rahatsız edici bir gerçeği insanların yüzüne vururlar: Dünya kafalarında kurguladıkları gibi bir yer değildir! Bu gerçekle karşı karşıya kalan kişi sadece şaşırmakla kalmaz, kendisini tehdit altında da hisseder ve (yaşadığı tecrübenin derinliği ölçüsünde) özgüven duygusunu yitirir, nasıl davranacağını, çevresinden ne bekleyeceğini bilemez hale gelir ve bir tür kaybolmuşluğa doğru sürüklenir.1

Dünyanın Tersine Döndüğü Bir Deney Ortamı
Sosyal psikolog Wendy Berry Mendes‘in dört akademisyen ile birlikte 2007 yılında yayınladığı önemli bir makale, insanların beklenti ihlali sonrasında yaşadıkları tehdit hissini ölçen kimi deneylere yer verir.2 Yapılan deneylerden biri, ABD’de beyazların sosyoekonomik statülerinin yüksek, Latin kökenli olanların ise düşük olduğu gerçeğini tersine çevirme esası üzerine kuruludur. Bu çerçevede, deneklerin, yaygın Latin özelliklerine sahip olan bir beyaz kız ve yaygın beyaz özelliklerine sahip olan bir Latin kız ile karşılaşmaları temin edilir.

Denekler, deneyin gerçek amacını bilmemekte ve “birlikte çalışma” konulu bir deney için orada bulunduklarını zannetmektedirler. Bir noktadan sonra ikili gruplara ayrılıp da kendilerini birbirlerine tanıtmaları gerektiğinde ise, içlerinden bazılarının karşılaşmaları sağlanan tersine profiller şöyledir:

Zengin Latin kız, Kaliforniya’da varlıklı insanların ikamet ettiği Montecito’da oturmaktadır. Babası uluslararası davalara bakan bir avukat iken, annesi hayır işleri ile uğraşmaktadır. Abisi Harvard’da tıp öğrencisidir. Kendisi ise, arkadaşlarıyla alışverişe gitmekten ve voleybol oynamaktan hoşlanmaktadır.

Fakir beyaz kız ise, Goleta adlı küçük bir şehirdendir. Babası an itibariyle işsizdir. Annesi ise evlere temizliğe gitmektedir. Kızın üç küçük kardeşi, bir de abisi vardır. Abisi bir kaportacıda çalışmaktadır. Kendisi ise, televizyon izlemekten ve softbol oynamaktan hoşlanmaktadır.

Deney, beklenti ihlaline yol açması beklenen bu iki profilin yanısıra, gerçek hayattaki sterotiplere karşılık gelen zengin beyaz kız ve fakir Latin kız profillerine de yer vermiş ve böylelikle deneklerin gösterecekleri tepkileri karşılaştırmak istemişti.

Deney Sonuçları
Deney, sonuçların güvenilirliğini temin etme adına erkek profillerle de tekrarlandı. Sonuçlar ilginçti. Beklenti ihlaline yol açan zengin latin ya da fakir beyaz profillerinden herhangi biriyle karşılaşan insanların kalp atışları ve kan dolaşım hızlarında istatistiki anlamda önemli bir farklılaşma olmuştu! Bu kimselerin fizyolojik verileri, tehdit altındaki insanlarınkilerle örtüşmekteydi! Hakim sterotiplere karşılık gelen zengin beyaz ve fakir Latin profilleri ile karşılaşanlarda ise böyle bir durum söz konusu olmamıştı.

Dahası, beklenti ihlali yaşayan denekler, deney çerçevesinde oynanan oyunlarda (1) daha düşük performans göstermiş, (2) eşleştirildikleri zengin Latin ya da fakir beyaz oyun arkadaşlarına karşı daha kaba tavırlar sergilemiş ve (3) oyunun ardından partnerlerinin performanslarını değerlendirirken onlara daha düşük puanlar vermişlerdi.

Bütün bunlar, söz konusu zengin Latin ya da fakir beyaz rollerdeki kimselerin kendilerini tanıtırken söyledikleri birkaç cümle nedeniyle olmuştu. Zira deney yöneticileri geri kalan herşeyi sabit tutma adına azami gayret göstermişler, mesela gerek zengin gerekse fakir rolündekilerin giyimlerinin dahi tamamen aynı şekilde (kot pantolon ve beyaz tşort) olmasını temin etmişlerdi. Ancak deneklerin, zihinlerindeki beyaz ve Latin şablonlarına uymayan, hatta bu şablonları tersine çeviren kimi gerçekliklerle karşılaşmaları, kendilerini tehdit altında hissetmeleri için yeterli olmuştu.

Sonsöz
Sabitesi Kemalizm olanların (1) pahalı arabalar kullanan başörtülü kadınlarla karşılaştıklarında ne gibi fizyolojik değişimler yaşadıklarını, (2) ne türden bir kaybolmuşluk psikolojisi içine sürüklendiklerini, (3) başörtülü öğrencilerin sınav kağıtlarına daha düşük notlar vereceklerini ilan etmelerinin hangi psikolojik nedenlere dayandığını, (4) neden kronikleşmiş bir tehdit hissi yaşadıklarını ve (5) başörtülüleri hademelik gibi konumlara hapsetmeden neden rahatlayamayacaklarını şimdi daha iyi anlıyor muyuz?

1 Van den Bos, Kees. 2009. “Making Sense of Life: The Existential Self Trying to Deal with Personal Uncertainty.” Psychological Inquiry 20(4): 197–217
2 Mendes, Wendy Berry; Sarah B. Hunter, Jim Blascovich, Brian Lickel, John T. Jost. 2007. “Threatened by the Unexpected: Physiological Responses During Social Interactions With Expectancy-Violating Partners.” Journal of Personality and Social Psychology 92(4): 698–716.
5

Okuyucu Yorumları

 

AnonimYorumcu says:

May 22, 2011 at 12:30 pm

Iste bu gercekten harika bir yazi. Muhafazakarlik serisinin en guzel yazisi diyebilirim kendi acimdan. Elinize saglik.

 
 

BetuL says:

May 22, 2011 at 5:15 pm

Demek hayatimizi zehretmekle mukellef sizofrenler degillermis, korkularinin altinda daha normal duygular yatiyormus. Bilmek guzel. Simdi onlarla empati kurabilir, endiselerine karsi daha anlayisli olabiliriz en azindan.

 
 

Eyüp AKTUĞ says:

May 23, 2011 at 1:09 pm

Bu konuda okuduğum en iyi yazı. Her açıdan eksiksiz bir yazı okudum.

 
 

Nişan©ı says:

May 23, 2011 at 1:21 pm

Hem yazının kendisi, hem de Betül Hanım’ın yazdığı yorum çok güzel.
Özellikle Betül Hanım’a teşekkür ederim.
Doğru yolu sakin, sade ve en harika şekilde gösterdiği için.

 
 

esraco says:

May 23, 2011 at 2:15 pm

Bu mesele daha güzel anlatılamazdı, şimdi anlıyorum fakültemizin girişindeki: “Bu fakültede okuyan öğrenciler ilerde öğretmen olacakları için fakülte sınırlarına başörtülü giremezler.” ibaresini..

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.