• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Müslümanlar Arasındaki İhtilafların Derinleşmesi

8 Feb2014
 

[8 Şubat 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

I. Halife

Hz. Ebu Bekir’in halifeliği sadece iki yıl üç ay sürdü. Bu dönemin üç temel sorunu vardı: (1) Onbinlerce takipçi bulan “yalancı peygamberler”in Medine’yi tehdit etmeye başlamaları, (2) Arabistan Yarımadası’nın farklı yerlerindeki çok sayıdaki müslüman kabilenin zekatlarını Medine’ye vermeyi reddetmesi, ve (3) bazı kabilelerin İslam’ı terk etmesi. Hz. Ebu Bekir, gayet kısa bir süre zarfında, Arabistan Yarımadası’nın tamamını başarılı bir şekilde Medine yönetimine konsolide etti. Bunu gerçekleştirir gerçekleştirmez de, ordularının yönünü kuzeye, devrin iki büyük gücü olan Bizans ve Sasani imparatorluklarına çevirdi. (İlgili dönem için bkz: Önceki yazı)

Hz. Ebu Bekir, kuzeye doğru çok fazla mesafe kat edemeden hastalandı. Bunun üzerine, önde gelen bir grup müslüman ile bir araya geldi ve onlara kendisinin ardından halife olarak Hz. Ömer’i tavsiye etti. İlk başta Hz. Ömer’in sert mizacından çekinenler oldu ise de, bu tavsiye neticede kabul gördü ve Hz. Ebu Bekir’in öldüğü gün Hz. Ömer müslümanların biatlarını almaya başlarak ikinci halife oldu.

II. Halife

Hz. Ömer Dönemi’nde (634-644) müslümanlar azımsanamayacak başarılar elde ettiler. Örneğin, Emeviler döneminde (661-750) Atlas Okyanusu’ndan Asya içlerine kadar uzanacak olan büyük İslam imparatorluğunun topraklarının çoğu, bu on yıllık dönemde fethedildi. Bizans İmparatorluğu’nun topraklarının yarıdan fazlası, Sasani İmparatorluğu’nun topraklarının ise tamamına yakını Hz. Ömer döneminde müslümanların kontrolü altına girdi. Bu başarılarla doğru orantılı olarak refah seviyesi de yükseldi ve bir sonraki yüzyılda başlayıp 1258 yılındaki Moğol İstilası’na kadar sürecek olan İslam’ın altın çağının temelleri atıldı.[1]

644 yılında Hz. Ömer (siyasi olmayan bir nedenle) suikaste uğradı ve ölümcül bir yara aldı. Bu beklenmedik gelişmenin ardından sadece üç gün yaşayabilecekti. Bu süre zarfında, Hz. Ömer’in isteğiyle, bir sonraki halifeyi seçmekle görevli bir şura toplandı.[2] Bu şura, Hz. Ömer’in 3 Kasım 644 tarihindeki ölümünden sonra çalışmalarına devam etti ve 11 Kasım 644 tarihinde Hz. Osman, üçüncü halife oldu.

III. Halife

Hz. Osman dönemi (644-656), takriben 11 buçuk yıl sürdü. Ne var ki, nisbeten sakin geçen ilk beş-altı yılın ardından, halk arasındaki memnuniyetsizlikler ciddi karışıklıklara neden oldu. İktidara yönelik itirazların merkezinde, Hz. Osman’ın bütün önemli valiliklere kendi akrabalarını ataması ve bu şekilde devletin büyük ölçüde Ümeyyeoğullarının kontrolüne geçmesi vardı. İlgili valilerin bir dizi adaletten uzak ve tarafgir uygulamaları ile birlikte, devlet yönetiminde kabileciliğin hakim olduğu yönündeki algılar iyice güçlendi. Bu dönemde fetihler de yavaşlamış ve bunun doğal bir sonucu olarak ekonomik sıkıntılar başgöstermişti. Bütün bunlara, kaynakların dağıtılmasındaki (merkeziyetçilikten doğan) kimi adaletsizlikler de eklenince, güçlü bir muhalefet ortaya çıktı.[3]

Bu muhalefetin talebi, yeni bir halifeydi. Ancak, Hz. Osman buna yanaşmadı ve muhalefeti teskin etme yoluna gitti. Kendisinin bu çerçevedeki çabaları arasında, eyaletlere müfettişler göndermesi, bütün eyalet valilerini Medine’ye çağırarak toplantılar yapması, kimi yeni atamalarda bulunması, halka çeşitli açıklamalar yaparak kimi yanlış anlaşılmaları gidermesi ve bir yandan özeleştirilerde de bulunarak bazı hatalar yaptığını halka itiraf etmesi sayılabilir. Hz. Osman’ın bu çabaları, her ne kadar zaman zaman tansiyonu düşürse de, kalıcı bir istikrar ortaya çıkaramadı. İyice yükselen muhalefet dalgası, neticede isyancıları Hz. Osman’ın evini kuşatmaya kadar götürdü. Haftalar süren kuşatmanın son günlerinde halife ve beraberindekilere su götürebilmek dahi mümkün olmadı.

Kuşatma, Hz. Osman’ın 17 Haziran 656 günü akşamı (rivayete göre, Kuran okumakta iken) öldürülmesi ile sona erdi. İsyancılar, öldürdükleri halifenin evini de yağmaladılar ve hatta bir süre cenazenin kaldırılmasına dahi engel oldular.

IV. Halife

İsyanlar, Hz. Osman’ın ölümünün ardından da devam etti. Hz. Ali, böyle bir ortamda (ve yine önde gelen müslümanların bir araya geldikleri bir toplantı sonucunda) halife seçildi. Ancak, takriben dört buçuk yıl sürecek olan halifeliği, ilk gününden itibaren, mevcut ihtilafların gölgesinde geçti. Dahası, bu dört buçuk sene boyunca, müslümanların birbirleriyle olan ihtilafları, savaş meydanlarına taşındı. Birinci Fitne Dönemi olarak anılan ve üç büyük savaşın sığdığı bu dört buçuk yıllık dönemde, onbinlerce müslüman birbirini öldürdü.

–––––

Notlar:
[1] Bu gelişmeler aynı zamanda bir kehanetin de gerçekleşmesi olarak görüldü. Zira, Hz. Muhammed, kendisine sadece bir avuç insanın inandığı bir dönemde, bunun yaşanacağını söylemişti.

[2] İlgiyi şuraya katılanlar, aşere-i mübeşşereden o gün itibariyle hayatta olan yedi kişiydi. Ancak, burada daha da önemli olan, Hz. Ömer’in, bu yedi kişiden biri olan Said bin Zeyd’i, kendi akrabası olduğu için şuraya dahil etmemesiydi. Geriye kalan altı kişiye ek olarak, kendi oğlu Abdullah’ın ise, halife seçilmemesi şartıyla şurada yer almasını istemişti. 680 yılından itibaren yaşananlar hatırlanacak olursa, Hz. Ömer’in bu hassasiyetinin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılabilir.

[3] Daha spesifik olarak da, Hz. Osman’ın, ekonomik adaletsizlikleri dile getiren Ebu Zerr’i Rebeze’ye sürdürmesi ya da içki içtiği ve hatta sarhoş olarak namaz kıldırdığı ortaya çıkan (anne bir kardeşi) Kufe Valisi Velid bin Ukbe’yi cezalandırmakta başlangıçta isteksiz davranması sayılabilir.

Paylaş:
« Önceki Yazı: Benim Adım Kerim (1967)
Sonraki Yazı: Arkadaş (1974) »
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.