• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Mustafa Kemal’in Balıkesir Camii Konuşması [Aydemir]

3 Jan2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

İzmir’den sonra Akhisar’da konuştu. Fakat o yolculukta en ilgi çekici konuşmasını, 7 Şubat 1923’te Balıkesir’de, Paşa camiinde yaptı. Bu konuşma, çeşitli maksatlarla daima bahis konusu edilegelmiştir.

Balıkesir camii konuşmasında, onun din ve dünya anlayışmı başka bir açıdan değerlendirmek, camileri din ve dünya işlerinin konuşulduğu bir cemaat evi haline getirmek ve bundan faydalanmak çabaları göze çarpar.

Bu konuşmayı aşağıya alıyoruz:

“Ey millet! Allah birdir. Şant büyüktür. Allahın selâmeti, atıfeti ve hayrı üstümüze olsun.

“Peygamberimiz Efendimiz hazretleri Cenabı Hak tarafından insanlara, dinî hakikatlan bildirmeye memur ve resul (gönderilen) olmuştur. Kanunu Esasisi (Anayasası) Kur’an-ı azimüşşandaki nusûs’tur (âyetlerdir). İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. Çünkü dinimiz, akin, mantığa, hakikate tamamen uyar. Eğer uymamış olsaydı, bununla, diğer tabiî ve ilâhî kanunlar arasında tezat (çatısma) olması icap ederdi.

Çünkü bilcümle kavanini kevniyeyi (kâinatın bütün kanunlarını) yapan, Cenabı Haktır.

“Arkadaşlar! Cenabı Peygamber çalışmalarında iki eve malik bulunuyordu. Biri, kendi evi, diğeri Allah’ın evi idi. Millet işlerini Allah’ın evinde yapardı. Peygamberimizin isrine uyarak bu dakikada, milletimize, milletimizin hal ve istikbaline ait hususları görüşmek maksadıyle bu dâr-ı kutside (kutsal evde) Allah’in huzurunda bulunuyoruz. Bu vesile ile büyük bir sevâba nail olacağımı ümit ediyorum.

“Camiler, birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadetle beraber, din ve dünya için neler yapılması lâzım geldiğini düşünmek, yani meşveret etmek (karşılıklı danışmak) için yapılmıştır. İşte biz de burada din ve dünya için, istikbal (gelecek) ve istiklâlimiz için, bilhassa hâkimiyetimiz için düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşündüklerimi söylemek istiyorum. Millî emeller, millî irade, yalnız bir şahsın düşünmesi değil, milletin bütün fertlerinin emel ve iradelerinin hasılasıdır (birleşmesi, toplamı). Benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ediyorum.”1

Bu sözlerden sonra Gazi minberden aşağıya inmiş ve kendisine sorulan yirmiden fazla soruyu cevaplandırmıştır. Bu arada, hutbeler (camilerde yapılan tebliğler) Hilâfet ve Saltanat, Lozan sulh konuşmaları, Partiler ve yeni kurulacak Halk Fırkası meseleleri, gerici mukavemet ihtimalleri, çağın icapları gibi çeşitli konular üzerinde görüşlerini açıklamıştır. Bu arada “hutbe demek, halka hitap etmek demektir” dedikten sonra “Hazreti Peygamberin mutlu zamanında hutbelerin camide ve Hazreti Peygamber tarafından okunduğunu ve İslamiyet yayılınca da bunu reislerin yaptığını, şimdi de bu tarzın devam etmesi için bir şart lazım olduğuna ve o şartın da, milletin reisi olan zatın milleti aldatmamasına bağlı bulunduğuna işaret ederek, milletle açık konuşmanın faydaları üzerinde durmuştur.

1 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri; cilt II. s. 94-95.
Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 77-78.
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.