• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Orhan Gencebay ve İmajlar Dünyası

16 Sep2005
 

Orhan GencebayOrtaokul ve lise yıllarımda, arabeskten ölesiye nefret eden bir müzik öğretmenim vardı. Derslerinde genelde İbrahim Tatlıses ve Orhan Gencebay’dan bahisler açarak bu insanların ve yaptıkları müziğin ne kadar seviyesiz olduğundan söz ederdi. Bu konuşmalarının bir noktasında illa ki Orhan Gencebay’ın madde bağımlısı olduğunu hatırlatır ve devletin kendisine düzenli aralıklarla bir miktar uyuşturucu verdiğini söylerdi. (Bu bilgiden hareketle herhalde Orhan Gencebay’ın kötü bir insan olduğu sonucuna varmamız gerekiyordu.)

Bizde adettendir; bir konu hakkında herhangi bir kanıya varmak için imajına bakılır: Arabesk mi? Ne kadar da doğu! Hem de Orta Doğu! Kalsın! Orhan Pamuk kitabı mı? Okumayacak olsak da alalım. Entelektüel olma göstergesidir; bulunsun! İnsanın kendi kalitesini tükettiklerinin imajıyla tanımlaması esasına dayanan bu tür davranışlar, çeşitli komplekslerden besleniyor.

Bana bunları düşündüren, Yeni Aktüel dergisinden Selin Özavcı ve Alper Bahçekapılı’nın, Duman ve Baba Zula gruplarının üyeleriyle birlikte Orhan Gencebay’la gerçekleştirdiği altı sayfalık söyleşi oldu. Söyleşi esnasında çekilen fotoğraflardan birinin altındaki ifade aynen şöyle: “Orhan Baba’nın engin müzik bilgisini ortaya koyan sohbet esnasında masanın etrafındaki herkes pür dikkat kesildi. Kimse Baba’ya saygıda kusur etmedi.”

Ben de orada olsam, Cumhuriyet’in, Milli Eğitim’in ve TRT’nin yıllarca dikte ettiği anlayışı hiçe sayar, Baba’ya saygıda kusur etmezdim. Şöyle ki, herkes müzik dinleyebilir; ama herkes dinlediklerini aynı derinlikte anlamlandıramaz. Orhan Gencebay ise, bu altı sayfalık söyleşide, müzikten ne anladığını gerçek bir sanatçı hassasiyetiyle ortaya koymuş.

Orhan Gencebay, Nirvana ve Kurt Cobain ile ilgili düşünceleri sorulduğunda ise şunları söylemiş: “Müziği ilgimi çekti çünkü farklı bir yanı vardı. Hem isyan, hem hüzün taşıyordu. Beste yapısı, vurguları farklıydı.” Gencebay’ın, Duman ve Baba Zula’nın yaptığı müzik hakkındaki düşünceleri de şöyle:

“Duman’ın da Baba Zula’nın da kendine has bir tarzı var. Halk müziğinden de esinlenerek besteler yapıyorlar. Ben bu çalışmaların çokluğundan yana olduğumu her zaman söylerim. Eğer bu tip çalışmalar olmazsa her zaman belli tabuların içinde sıkışıp kalırız. Artık bu tabuları aşmaya başladık. Bana göre bize en büyük zararı TRT ve onun katı kuralları vermiştir. Maalesef TRT ve çevresinin bu tip araştırmalara, çalışmalara hiçbir katkısı yok.”

Gencebay’ın bu sözleri, Nirvana hakkındaki yorumları ile beraber değerlendirildiğinde son derece makul bir tablo çıkıyor ortaya. Bir insanın alanında “Baba” olabilmesi için, icra ettiği işi hakkıyla anlamış olması şart. Konu müzik olduğunda ise; ritimle, melodiyle, soundla farklı duyguların ifadesi, etkileşimin de işin içine girmesiyle bu ifadenin zenginleşmesi ve evrensellik kazanması söz konusu. Bu noktada deneyselliği bütünüyle kucaklıyor Orhan Gencebay. Dahası, dinlediğini hissedebiliyor. Sözgelimi, Nirvana şarkılarındaki hüznü ve acıyı görebiliyor. Sadece (değişmesi ya da gelişmesi artık epey zorlaşan) halk türkülerinden değil, Seattle’dan da beslenen ve yaptığı müziği evrensel kılan Duman’ı destekleyebiliyor.

Müzik, psikoepistemolojisi henüz çözülememiş olan bir sanat dalı. İşittiğimiz kimi ritimlerin ve melodilerin nasıl olup da halet-i ruhiyemize tesir edebildiğini hala bilmiyoruz. Müziği üzerimizdeki etkileri üzerinden değerlendirmemiz ya da müziğe mutlak kurallar, kalıplar dikte etme konusunda biraz tereddütlü davranmamız, biraz da bununla ilgili. Ne var ki, bu çekinceli tavır, müzik türlerini kendince sınıflandıran ve bu tasnif ettikleri içinden bazılarını yasaklamakta bir mahsur görmeyen TRT için geçerli değil. Bu noktada, TRT’nin anlamaktan aciz olduğu bir şeyi yasakladığı da söylenebilir.

Paylaş:
19

Okuyucu Yorumları

 

Selim Yörük says:

16 September 2005 at 5:19 PM

Orhan Gencebay’ı eleştirmek isteyenler önce ezgilerindeki ağlamaklı, “batsın bu dünya” gibi sözler yerine, ezgilerindeki nota kurgusuna bakmalılar.
Evet ben de “arebesk” ürünlerini tercih etmiyorum. Ama yapılan müzikal eserlere saygı duymak ayrı bir şey.
Yüklenilecekse, nota kurgusundaki esinlenmelere bakılabilir. Kurguların daha çok batı müziğinden alındığı konusunda iddialar var. Ama ne kadar doğrudur bilemiyorum.

 
 

Don Quijote says:

16 September 2005 at 9:41 PM

Yapılmış bir müziği değerlendirmek için uygulanan belli başlı kriterler var. “Müziğin türü” bunlardan biri değil. Melodik açıdan zenginlik kriterlerden biri örneğin. Orhan Gencebay’ın özellikle eski ve klasikleşmiş parçaları melodik açıdan zenginlik konusunda bu işten anlayanlara parmak ısırtacak seviyede. Ben şahsen Dertler Benim Olsun adlı parçasını dinlerken WA Mozart’ın notaları ile aynı yerden gelen notaları dinlediğime inanıyorum. “Form” çok farklı olsa da “öz” aynı. Ayrıca Orhan Gencebay’ın bestelerinin “senfonik” olduklarını da düşünüyorum. Orkestra için partisyonları yazabilecek bir babayiğit çıkarsa ortaya nasıl bir şey çıkar görmek isterdim doğrusu. Mike Oldfield’in Tubular Bells’inin böyle bir orkestral versiyonu vardır örneğin. Londra Senfoni Orkestrası, Gencebay’ın besteleri ve: Solist: Darbuka!

 
 

yasakresim says:

14 November 2005 at 2:39 PM

Orhan Gencebay’i İbrahim Tatlises vs. ile kiyaslayan zihniyet yüzünden bu tabular olu$tu son 30 yil içerisinde… Orhan Gencebay, bavulunu sirtlayip elinde saziyla köyden göçüp büyük $ehire nasip aramaya gelmi$ arabeskçi tayfasi imaji ile birlikte anilamaz. Bugün Orhan Gencebay ile maalesef ismi yan yana anilan insanlar, aslinda Orhan Gencebay’in sentezini kednilerine göre yorumlamaya çali$mi$, çarpitmi$, basitle$tirmi$ insanlardir. Orhan Gencebay’in bir kere biyografisini okumak bile gerçekten THM’den Tsm’sine, klasik bati müziginden jazz’a kadar bu i$in egitimini ve temelini almi$ biri oldugunu fark ettirecektir. bize. Durumun ,ronik yönü ise $udur, Orhan Gencebay 1966’da 21 ya$indayken TRT Ankara, 22 ya$indayken TRT Istanbul radyosuna girmi$ ve yönetim kurulunda görev yapmi$ biridir. TRT ortamini bilmektedir. Fakat aradigi müzik ortamini bulamadigi gerekçesiyle hemen ayrilir TRT’den. Yil 68’e geldiginde, o zamana kadar neredeyse sadece beste yapip sanatçilara veren (Sevemedim Kara Gözlüm, Koca Dünya,Sabir Ta$i vs.) ya da sanatçilara baglama çalan Orhan Gencebay, kendi bestelerini kendi seslendirmeye ba$lar. Ne hikmetse TRT’nin direkt kara listesine alinir. TRT o siralar, piyasayi elinde tutan tekel…TRT’ye sirtini dayayan me$hur oluyor, TRT’nin onay verdigi sanatçi rahat bir nefes aliyor. TV’ye radyoya çikabiliyor. Gencebay’a ise TV ve radyo yasakli… Buna ragmen, çok kisa süre içerisinde Gencebay’in ismi yayginla$iyor. Yil 72-73’e geldiginde, artik Gencebay müziginin ba$ka ki$iler tarafindan da yapilmasi gibi bir akim ba$laniyor. Fakat bu ki$iler, ne o sentezi yapabilecek kadar kapasite sahibi, ne gerekli temeli almi$ ki$ilerdi, ne de Gencebay duyarliligina sahiptiler… Sonuçta arabesk denen isimin yayginla$masi bu ki$ilerin piyasaya atilmalariyla ba$liyor. Gencebay da bu isimlerin öncülü sayildigi için, Gencebay da arabesk yaftasini yemi$ oluyor. Kim tarafindan, tabii ki TRT. Derken kavram yava$ yava$ medya kanaliyla halka empoze ediliyor. Ve belleklere kaziniyor nihayet. 72-73’lerde SES, HEY gibi dergilerde Gencebay müzigi Türk Müzigi kategorisi içerisinde degerlendirilirken, 76-77 yillarinin müzik dergilerini açtigimizda kar$imiza artik “arabesk” kategorisi çikiyor. Aslinda müzikten kuramsal olarak anlayan ve gereksiz müziksel tabulardan siyrilmi$ özgür beyinler, Gencebay’in TSM besteleri oldugunu da, THM besteleri oldugunu da, bir Mozart veya Beethoven kalitesindeki notalarda dola$tigini da, yeri geldiginde baglamasiyla jazz solo attigini da, devasa orkestrasinda daha 70’lerde batidan dogudan türlü çe$it enstrümani kullandigini da , tüm eserlerini kendisinin besteleyip düzenledigini de bilmektedirler… Bilmektedirler ya, kültürsüz, cahil, kiro damgasi yememek için susmaktadirlar belki de…

 
 

Neyzen says:

16 November 2005 at 10:31 PM

Orhan Gencebay dedim mi bi dakka durup derin bi nefes alıp öyle konuşmak lazım.
Çünkü İbrahim Acıses Güçsüz Soydemir ya da özenti insanlardan bahsetmiyoruz. Orhan Gencebay bu memleketin yetiştirdiği en büyük Sanatçılardan biridir.Allah onun gibi nicelerini bu MemLekete nasip etsin ki Orhan Gencebay’ı sevenLer olarak kulağımızn pası silinsin.
İyi ki Varsın Baba!!!!

 
 

HASAN MORGÜL says:

18 January 2006 at 6:19 PM

Fazla söze gerek yok. Krala selam damara devam.
Saygılar

 
 

Ali Karakule says:

18 February 2006 at 3:57 PM

Orhan Gencebay Türkiyenin yetistirdigi nadir sanatçilardan biridir. Her ne kadar arabesk söyledigi için diger kırolarla bir tutulsa da, sözlere müziklere bakılırsa aradaki fark hemen ortaya cıkar. Yapılan yorumlarda Orhan Baba dinleyenler sanki batı müzigi dinliyormus gibi hissediyorlarmıs, ben buna da bir anlam veremiyorum. Batı müzigiyse iyi güzel, dogu müzigiyse tu kaka. Böyle bir mantık olamaz. Arabesk tarz müzik de ruhun bir ihtiyacıdır, ve batı müziginden cok daha fazla sey ifade eder. Her neyse, sözlerimi su sözlerle bitirmek istiyorum;
Dünya bir dert hanesiyse ben çilemi doldurmusum
Bir mektepse eger hayat izdirapla yogrulmusum
Yokluk hasret keder ile gecerken ömrüm
Mutluluk ararken sen bulmusum…

 
 

TANER ŞENSOY says:

24 April 2006 at 10:56 PM

Orhan Gencebay’ı anlatmak, değerinden bahsetmek bu saatten sonra yersiz. Kıymetini, müziğinin kalitesini 40 yılda anlamayan biri bu saatten sonra anlasa ne olur? Boş verin, bu değeri paylaşmayalım gitsin!

 
 

ali says:

7 May 2006 at 9:10 PM

Abi seni dinlerken kederleniyorum.
Abi ya senin için ölürüm Orhan Baba, babaların babası.
Ali İzzet Göçen

 
 

Ayşegül says:

16 May 2006 at 5:21 PM

Orhan Gencebay şarkıları büyük bır huzur veriyor bana. Filimlerini, şarkılarını ve de kendisini çok beğeniyorum. Büyük bir usta.
Kendisini çok seviyorum. Başarılarının devamını diliyorum.

 
 

musa sadak says:

19 May 2006 at 4:56 PM

Orhan Gencebay bu ülkenin yetiştirdiği nadir sanatçılardan biridir. Milyonlarca hayranı da benimle aynı görüşe sahip olmalı zannediyorum.

 
 

egürer says:

20 May 2006 at 11:06 AM

Bahsi geçen kim olursa olsun bir kişiyi eleştirirken o kişiyi iyi tanımak lazım.
Dünyada bir gün gelecek, müzik tam da Orhan Gencebay’ın dediği gibi olacak. O zaman bu adamı hatırlayanlar çok iç çekecek, ama ne fayda… İnşallah yerine birini bırakıp gider de biz de onu dinleriz.
Dünyada yeni çıkacak müzik dallarından birine de Orhan Gencebay adını versinler.

 
 

MURAT says:

7 June 2006 at 6:16 PM

Müzik doğusuyla batısıyla bir bütündür. İyi müzik yapmak ve müziği anlayabilmek, bütünsel bir değerlendirme yapabilmek için de belli bir birikim gereklidir.
Bugün Orhan Gencebay’ın kalitesini tartışanlar hayatları boyunca kendilerini affetmemeliler.
Bir Orhan Gencebay daha yetişmeyeceğine göre bu okyanustan bir damla da olsa almak bizim için karlı olacaktır.

 
 

bayram says:

26 June 2006 at 12:39 PM

Onu bilenler bilir, bilmeyenler de bilir, anlar. Dahası mı var? O bir koca yürek, büyüklük her halinde var.

 
 

serdar bozdemir says:

19 August 2006 at 2:18 PM

Orhan Abi,
Senin eserlerin beni kendimden geçiriyor. Müziklerini notaya alıp kemanımla çalıyorum.

 
 

esat says:

21 November 2006 at 1:13 PM

Yeşil ördek gibi daldım göllere şarkısını ve sizi çok seviyorum.

 
 

Hilmi says:

22 November 2006 at 6:08 PM

Her iyi müzisyen (milliyeti ve yaptigi müzik türü ne olursa olsun) ayni zamanda bir kültür mirascisidir ve tasiyicisidir.
Ud çalan bir müzisyen olarak üstad Orhan Gencebay’in müzik bilgisi, eserleri ve ruhunun önünde saygiyla egiliyorum.

 
 

faruk yilmaz says:

31 January 2007 at 9:57 AM

Orhan BABA baglamanin teline vurdugunda bir insanin tuyleri diken diken olmuyorsa, o insanin kalbinde ve kulaginda problem var demektir. Butun sarkicilar yan yana getirilse, Orhan Baba’nin bir sarkisinin adi dahi etmez.
SENI SU TARIHE YAZMAYAN TARIHI TANIMAM ASLA. SAMSUNDAN BUTUN KRALCILARA SELAM OLSUN.

 
 

osman irfan yalçın says:

2 February 2007 at 4:43 PM

Gönlündeki nağmeler yüreğimize adres sormadan hesapsızca aktı yıllarca. Sadece hakkını helal et demek kalıyor bizlere, bizden yana helal olsun.

 
 

ömer bediroğlu says:

18 January 2008 at 5:27 PM

Onu hiç kimse eleştiremez. Çünkü onun üstü yok. O bir müzikolog. O bir emanet. O Allah’ın bizlere bahşettiği bir ödüldür. Saygılarımla.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.