• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

PKK’nın Haklı Davası (ve Taştan Kalbi)

2 Sep2012
 

[2 Eylül 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Birleşmiş Milletler tarafından 10 Aralık 1948 tarihinde onaylanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi metninin hemen ilk cümlesinde, şöyle bir ifade yer alır: “insan şayet zorbalık ve baskıya karşı son çare olarak başkaldırıya yönelmeye mecbur edilmeyecek ise, insan haklarının hukukun üstünlüğü ile korunması gerekir“. Bu ifadeden kasıt şudur: Baskı gören insanlar, bir noktadan sonra başkaldırmaya yönelirler. Ancak, insanları buna mecbur kalacakları bir çaresizlik içinde bırakmak doğru değildir. Dolayısıyla, insan haklarını koruma altına almak ve işin o noktaya gelmesini baştan önlemek gerekir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi‘ndeki bu ifade, dikkat edilecek olursa, başkaldıran insanları suçlamaz. Aksine, hayat hakları hiçe sayılan, sadistçe işkencelere maruz bırakılan, kültürel mirasları sistemli olarak yok edilen insanların bir noktada başkaldıracak olmalarını doğal görür. İfadenin vurguladığı temel nokta ise, mağdurları başkaldırmaya mecbur bırakmak yerine, insan haklarını koruma altına almanın tercih edilmesi gerektiğidir.

Meşru Şiddet
Türkiye’deki resmi söylem, söz konusu olan Kürtler olduğunda, böyle bir yaklaşımı bölücü bulur. Konu Türkler olduğunda ise, tamamen tersi yönde bir tavır takınarak, Türklerin bağımsızlıklarına düşkün bir millet olduklarını, başka milletlerin boyunduruğu altında yaşamaktansa kanlarının son damlasına kadar bağımsızlıkları için savaşmaktan çekinmeyeceklerini vurgular. Zira, resmi söyleme göre, Türkler, istiklallerini kaybetmektense ölmeyi dahi tercih edeceklerdir. “Türk istiklalini muhafaza ve müdafaa etmek” ya da “Ya istiklal ya ölüm” gibi bugüne dek birkaç neslin zihnine kazınmış bulunan slogansı ifadelerle kast edilen de budur.

Bu anlatı, özellikle Kurtuluş Savaşına dair kurgularla efsaneleştirilir. Rivayete göre, I. Dünya Savaşı’nın ardından “tarih sahnesinden silinmek” istenen Türkler, bunun üzerine bir “bağımsızlık savaşı” vermişler ve bu sayede hem vatanlarını kurtarmışlar, hem de isimlerinin “George” ya da “Yorgo” olmasının önüne geçmişlerdir.

Yakın tarih konusundaki bu resmi anlatı, tamamiyle gerçek dışıdır. Zira I. Dünya Savaşı sonunda ne Türkiye, ne de mağlup ülkelerden herhangi biri hakkında, varlığını sona erdirme, esir etme, bağımlı kılma ya da asimile etme niyetine dair hiçbir kayıt yoktur. Yıllarca Britanya sömürgesi statüsünde kalmış olan Hindistan gibi ülkelerde bile, insanların zorla isimlerinin değiştirilmesi söz konusu olmamıştır.

Burada asıl ilginç olan, resmi söylemin Türklerin bir tarihte karşı karşıya kaldığını iddia ettiği tehlikelerin, Kürtler için onyıllardır hayatın bir gerçeği durumunda olması. Zira, çocuklarına kendi dillerinde isim verememek, Türklerin değil Kürtlerin yaşadıkları bir şey. Lisanlarının, kültürlerinin ve kimliklerinin baskı altına alınarak Anadolu’dan silinmeye çalışılması da öyle. Ne var ki, Türklerin bu gibi değerler için kanlarının son damlalarına kadar savaşacaklarını iftiharla dile getiren resmi söylem, Türklere atfettiği bu özelliği Kürtler için geçerli görmez. Aynı şartlar altında Kürtlerden beklenen, başlarına gelenleri kabullenmeleri ve “bölücülük” yapmamalarıdır. Bu noktada özellikle rahatsız edici olan ise, Kürtlerin değil hakları için savaşmalarını, bu gibi eşitsizliklere ve adaletsizliklere itiraz etmelerini dahi bölücülük olarak nitelendirmenin Türkiye’de adeta bir refleks haline gelmiş olmasıdır.

Gayrimeşru Şiddet
PKK’nın davası, haklı bir davadır. Zira neredeyse bir asırdır sürmekte olan bir kültürel soykırıma ve bu çerçevede işlenen insanlık suçlarına karşı koymayı temel almaktadır. Ancak bir davanın haklı bir dava olması, uğrunda başvurulacak her şiddeti meşru kılmaz.

Şöyle ki, insanlık suçları işleyen bir devlete karşı sergilenen nefsi müdafaa ya da kendi kaderini tayin mücadelesi, ister istemez şiddet içerecektir. Ancak, savunduğunu iddia ettiği halkın haklarına saygı göstermeyen, yeri geldiğinde kendi mensuplarını dahi yok eden, hepsinden kötüsü, sağa sola koyduğu bombaların konu ile uzaktan yakından ilgisi olmayan insanları dahi öldürecek olmasını umursamayan bir örgütün şiddet politikasının meşru olduğunu iddia edebilmek zordur. Bu örgütün savaş halinde olduğu devletin de aynı derece taş kalpli olması ve (daha güçlü olduğu için) hemen her dönemde daha geniş çaplı suçlar işlemesi, bu duruma bir mazeret olamaz.

Sonsöz
“Ezilen halkı zaten her koşulda destekleyecek”lerini söyleyen yazarlar, konunun bu yönünü gözardı ediyor ve ezilen diğer masumları fark etmiyor gibiler.

3

Okuyucu Yorumları

 

S.BİYİK says:

September 2, 2012 at 3:09 pm

Siddet; “ilk once onlar baslatti” denebilecek mahalle dalasmalarinin iceriginin cok disinda oldugu muddetce, mazeret yahut haklilik icerebilecek bir durum olarak algilanmamali kanaatimce. Velev ki zaruri goruldu, taraflardan birini kayiracak bakis acisinda olmak her firsatta elestirdigimiz “resmi soylem” ile aramizda olmasini istedigimiz temel farki ortadan kaldiracaktir.

Nacizane takipci bir okur olarak da; olgu ve durumlar arasinda baglanti kurarken, guclu argumanlar yerine, ikincil derecede ve tartismaya acik baglantilarla sonuclanan yargilarinizin pek rastlanmadigini dusunuyorum. Daha net bir anlatimla; %10 Yilmaz Ozdil kokusu aldim. Kisisel olarak; Serdar Kaya’nin alisveris listesinin Yilmaz Ozdil’in kose yazisindan daha tutarli olacagini dusunurum. Yazilariniz icin tesekkurler.

 
 

Levent Cetin says:

September 2, 2012 at 5:43 pm

Dogu’da OHAL varken, insanlara cocuklarina Kurtce isim koyamazsiniz diye baski yapilirken Bulgaristan’da devlet benzer bir uygulamayi orada yasayan Turk azinliklara da yapmisti. Bizim milliyetcilerin iki yuzlulugunu orada cok net izlemek nasip oldu bana da.

 
 

galyaa says:

September 3, 2012 at 1:07 am

levent cetin bey sanırım Serdar Kaya’nın en sıkı takipçisisiniz.Her yazıda bir katkınız var.bende müptelası oldum Serdar bey’in gerçekten bir üretim hatası.
Günümüze doğru değerlenden sağlam bir metedoloji ile bakıyor.Keşke siz,serday bey ve ben bi ara bir çay içip sohbet edebilseydik

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.