• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

PKK’yı Anlamak

16 Sep2012
 

[16 Eylül 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

PKK konusunda yıllardır tekrarlanagelen bazı şeyler var. Bunlar arasında ilk akla gelenler, PKK’nın (1) silahlı bir sol örgüt olarak kurulduğu, ancak zaman içinde söyleminde değişiklikler yaptığı, (2) örgüt içi demokrasisinin olmadığı, hatta kendi içindeki muhalifleri dahi acımasızca öldürdüğü, (3) Kürt halkı tarafından desteklenmediği, dolayısıyla da Kürt halkını temsil edemeyeceği, (4) Kürt halkına kötü davrandığı, (5) uyuşturucu kaçakçılığı yaparak finansman sağladığı, (6) yurtdışından yardım gördüğü, ve (7) önünde siyaset imkanı varken şiddeti tercih ettiği.

Bu ifadelerin herbirinin PKK ile ilgili farklı bir gerçeği (ya da en azından ilgili gerçeğin bir kısmını) yansıttığı doğru. Ancak, bu gibi gerçeklerden hareketle Kürt sorunu çerçevesinde PKK aleyhine güçlü argümanlar üretebilmek pek mümkün değil. Bu durumun daha iyi anlaşılabilmesi adına bu noktada şöyle bir soru sormak mümkün: PKK hakkındaki bu iddialar doğru olmasaydı, PKK konusundaki tavrımız nasıl değişecekti?

Bir Başka PKK
Başka bir PKK düşünelim… Bu PKK, ideolojik nedenlerle bölgedeki diğer Kürt oluşumları ve geleneksel kurumları yok etmek değil, sadece Kürtlerin haklarını savunmak için kurulmuş olan bir PKK olsun. Yani Kürt halkının tamamını kucaklasın. Şiddeti ise, sadece meşru müdafaa ve kendi kaderini tayin hakkı adına kullansın ve sivillere zarar vermemek için azami gayret göstersin. Dahası, mensuplarının haklarına son derece saygılı olsun, hiçbir dış yardımı kabul etmesin, kaçakçılık gibi “kötü işler” yapmasın ve bölgede çok daha geniş bir halk desteğine sahip olsun.

Böyle bir Erdemli PKK‘nın, mevcut PKK’ya nazaran çok daha az meşruiyet sorunu yaşayacağı açıktır. Peki bu Erdemli PKK gerçekten varolsaydı, Kürt olmayanlarca desteklenir miydi? Bir başka deyişle, bugün Kürt sorunundan bahsederken, (sözgelimi) “PKK, Kürt halkını temsil etmiyor” diyerek demokrasi eksenli bir temsil sorununa dikkat çekenler, doğuda daha geniş bir halk desteğine sahip olan (mesela, ilişkili olduğu partinin bölgede %50 değil de %90’lar seviyesinde oy aldığı) bir Erdemli PKK’yı destekleyecekler miydi? Ya da, “PKK, Kürtlere de kötü davranıyor” diyerek herşeyi bir terör ve güvenlik sorununa indirgeyenler, sadece Kürtler adına meşru müdafaada bulunan (mesela, hiç sivil öldürmeyen, ama Kürt köylülerine zorla bok yediren bir jandarma komutanını yakalayıp kurşuna dizen – ya da en azından misliyle mukabele edip YouTube‘da yayınlayan) bir PKK’yı destekleyecekler miydi?

Bu sorular, PKK’ya yönelik yaygın tavırları doğru bir şekilde anlamlandırabilme adına son derece önemli. Çünkü, demokrasi, insan hakları ve şiddet gibi kriterler doğrultusunda düşünen insanların bu türden sorulara verecekleri cevaplar, bu kriterleri sadece argümanlarını desteklediğinde hatırlayanların cevaplarından daha farklı olacaktır. Zira, ikinci gruptakilerin tavırları, daha ziyade, siyaseten muhalif oldukları bir örgüte karşı fazla düşünmeden argüman ürettikleri izlenimini uyandırıyor. Daha da kötüsü, bu kimseler, insan hakkı ihlallerini devlet gerçekleştirdiğinde, işlenen korkunç suçları dahi mazur görme eğiliminde oluyorlar.

Sonsöz
Terörist ve gerilla kavramlarını kağıt üzerinde birbirlerinden ayırmak çok zor değildir. Ancak dünya üzerindeki gerçek vakalara bakıldığında, belirlenen kriterlere tam olarak oturan örneklere rastlamak zorlaşır. Çünkü, gerçek vakalar, tanımlardaki ideal tiplere benzemezler. Çoğu zaman, birden fazla kategorinin özelliğini aynı anda taşırlar. Bir insanın teröristinin diğerinin özgürlük savaşçısı olabilmesini kolaylaştıran da zaten budur.

Örneğin, PKK’ya karşı çıkma adına dile getirilen argümanlar, benzeri çoğu örgüt için de geçerlidir. Hatta, dünya üzerindeki benzeri örgütler arasında, (1) kurulduktan sonra amaçlarını hiç revize etmemiş olan, (2) tam demokratik bir yapıya sahip olan, (3) temsil etme iddiasında olduğu insanların tamamının desteğini alan, (4) başta temsil ettiği insanlar olmak üzere herkese adil davranan, (5) finansmanı tamamen legal olan, (6) yerli olmayan destekleri geri çeviren ve (7) şiddete çok sınırlı yer veren bir örneğe rastlamak neredeyse imkansızdır.

TÜRK PKK’SI NOTU:
Kürtlerin PKK’sı böyle. Bir de Türklerin PKK’sı var. O da, Kürt kardeşi gibi üç harfli. Önümüzdeki Pazar da, bu Türk PKK’sını anlatacağım. (Ama kimi kast ettiğim konusunda yanılıyor olabilirsiniz.)

AFYON NOTU:
Polis karakollarının önünde (doğal olarak) polisler nöbet tutar. Peki kışlalarda ve özellikle de jandarma karakollarında görev yapan muvazzaf askeri personel neden aynı görevi yerine getirmez? İşleri bu değil midir?

Paylaş:
3

Okuyucu Yorumları

 

Ilhan Istutmaz says:

16 September 2012 at 9:29 AM

Herhalde TMT’yi yazacaksınız, uyarınız olmasa TSK yazısı bekleyecektim.

“PKK hakkındaki bu iddialar doğru olmasaydı, PKK konusundaki tavrımız nasıl değişecekti?” sorusunun “Ancak, bu gibi gerçeklerden hareketle Kürt sorunu çerçevesinde PKK aleyhine güçlü argümanlar üretebilmek pek mümkün değil” iddiası ile bağlantısını görmekte zorlanıyorum. Bir Zürriyet yazarının, “bakmayın siz onların orduyu darbecilikle, kürt düşmanlığı ile eleştirmelerine, öyle olmasaydı bile anti-militarizm çerçevesinden orduya karşı olacaklardı,” dediğini ve solda olan kayda değer bir kısım insan açısından haklı olduğunu varsayalım. Böyle bir *argümanı* TSK’nın meşruiyetini -somut eylemleri ve geçmişi ışığında- tartışırken kaale alır mıydık? Almalı mıyız? Sanıyorum siz de bunun tartışılan nesneden (PKK’nın yapısı, meşruiyeti vb.) ziyade tartışmanın kendisine dair ipuçları verdiğini düşünüyorsunuz. En azından ben, Sonsöz’den önceki paragrafta yazdıklarınızı bu yönde okuyor ve tümüyle katılıyorum.

Fakat bu ‘PKK aleyhine güçlü argümanlar üretebilmek pek mümkün değil’ iddiası nereden çıkıyor? Bu yönde -bu yazıdan- çıkarabildiğim yegane argüman Sonsöz’deki, PKK’ya atfedilen 7 özelliğin çoğunun, hatta hepsinin, benzer başka örgütler için de sözkonusu olduğu önermesi. Bu niteliklere sahip örgütlere in toto karşı çıkan, ‘benim katilim özgürlük savaşçısı, sizinkisi terörist’ demeyen bir bakış açısı için bu benzerlikler sorun olmasa gerek. Yani PKK aleyhine güçlü argümanlar baki; sadece TMT’yi veya ETA’yı veya Hamas’ı savunup, PKK/KADEK’i eleştirmek tutarsız. Aynı şey, elbette, *türk ulusal kurtuluş savaşı* güzellemesi yapıp, *kürt ulusal kurtuluş mücadelesi*ne kan kusmak için de geçerli. Birinciye, diyelim, Nişanyan’ın Yanlış Cumhuriyet’te baktığı yerden bakan türkiyeliler için, ikinciyi eleştirmek -hem de tutarsız olmadan- mümkün. Sanıyorum.

 
 

rüştü hacıoğlu says:

16 September 2012 at 12:30 PM

Yazının hemen başında PKK örgütü için söylenegelen 7 maddeye biraz daha dikkat kesilip, sözgelimi maddelerde “PKK” olarak geçen özne yerine “T.C.” konduğunda, yadırganacak ya da “hadi canım! olmaz öyle şey…” denebilecek bir durum söz konusu değil sanki?

Buna yapılabilecek itirazların dayanaklarını ‘tarih’ te bulmasında ve bu ‘tarih’ ekseninde kurgulanmış ‘Türk’ kimliğini yaratan ‘kutsal kan’a gönderme yapmasında da şaşılacak bir yan yok.

Böylece, bu minvalde “siyasal iktidar” olgusu şiddet ekseninde kurgulanıp algılanmakta olan bir anlam dünyası içinde, savaş metaforlarından başkaca bir düşünme enstrümanı bilemeyen insanların anlamaya ve “barış” a dair söyleyecekleri her sözük, ‘düşmanlar’ ına boyun eğdirmiş bir zaferi ve bu zaferi mümkün kılan kutsal kanın taşıyıcısı mübarek kimliği işaret eder. Dolayısıyla ‘hamdolsun’ ki Türk’üz…

Hülasa, ‘şeytan’ımızı anlamak aslında bir bakıma “nosce te ipsum”dur…

 
 

fizikci says:

18 September 2012 at 3:45 AM

Türk PKK’sı ETÖ (ergenekon terör örgütü), Türk BDP’si de CHP olmalı bence.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.