• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Ramazan 2012

19 Aug2012
 

[19 Ağustos 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

· Türkiye’de Ramazan ayları, yakın bir geçmişe kadar, oruç tutmayanlara uygulanan şiddet örneklerini birbiri ardına yayınlayan merkez medya haberleriyle geçerdi. İslami kesim ise haliyle bu haberlere tepki gösterir ve medyanın münferit hadiseleri büyüttüğünü iddia ederdi. Gerçek, muhtemelen her iki tarafın da çizdiği resmin ortalarında bir yerdeydi. Ama, durum ne olursa olsun, merkez medyanın son dönemde bir parça sindiği açık. Dolayısıyla da, Ramazan aylarına özgü bu dinamizmi büyük ölçüde yitirmiş durumdayız. AKP’nin ustalık dönemini idrak ettiğimiz bu günlerde, “dayak yiyen masum laik” haberleri maziye dair birer anı olma yolunda.

· Kim ne derse desin, bu Ramazana damgasını vuran olay, Profesör Abdülaziz Bayındır‘ın başlattığı imsak tartışması oldu. Bayındır’ın argümanı her ne kadar sınırlı derecede kabul gördü ise de, merkezi bir otoritenin belli uygulamaları standartlaştırması durumunda, kitlelerin bu düzenlemeleri pek de sorgulanmadan yıllarca nasıl pratiğe dönüştüreceklerini göstermesi itibariyle son derece önemliydi.

· İmsak tartışması üzerine, çok sayıda insan Diyanet İşleri‘nden bu konuda düzenleme yapması talebinde bulundu. Bu talep, kolunda saat ya da duvarında imsakiye bulunmadığı halde yüzyıllarca oruç tutmayı başarabilen müslümanların modern dönemde içine düştüğü (gereksiz) aczi görme adına az bulunur türden bir örnekti. Zira ortada bir ayet ve o ayetle aynı doğrutuda olan hadisler var. Dahası, bahsi geçen beyaz ve siyah ipliğin neye karşılık geldiğini tartışmayı takip eden herkes (hem de fotoğraflar eşliğinde) öğrendi. Bu şartlar altında, bir müslümanın yapması gereken tek şey, tıpkı 1000 sene önce yaşayan dindaşları gibi pencereden dışarıya bakmak. Ancak modern dönem müslümanları, bunu yapmak yerine bir devlet kurumundan yeni bir düzenlemede bulunmasını talep ediyorlar. Dahası, bunu, ilgili kurum onların bireysel ibadetlerine herhangi bir müdahalede bulunmadığı halde yapıyorlar! Modern devletin bireysel otonomiyi ne denli yok ettiği konusunda daha dehşet verici bir örnek bulabilmek herhalde zordur. Ortada gerçekten de bakıp bakıp ibret alınması gereken bir sahne var! (Bu konuda zihin açıcı bir kitap tavsiyesi: Uygarlığın Huzursuzluğu, Sigmund Freud, Metis Yayınları.)

· Bu Ramazan ayında da, İstanbul’da Hırka-ı Şerif ve Eyüp Sultan ziyaretlerine ilgi yoğundu. Türbeler yine doldu, taştı. Bazı okuyucular, “Sen Türkiye’de değildin, nereden biliyorsun?” diye sorabilirler. Haklılar. Gerçekten de bilmiyorum… Ama söylediklerimin yaşandığından ve hatta asırlar boyunca da yaşanacağından pek şüphem yok. Bu, insan psikolojisiyle ilgili, değişmesi zor bir durum. Dahası, [bu gibi pratiklerde bir mahsur görmeyen] sıradan müslümanların yanı sıra, dünyada böyle bir İslami teolojiye sahip olan, yani bunu dininin bir parçası olarak gören milyonlarca Sufi, Alevi ve Şii var. Bu nedenle, huzurlu bir toplum ortaya çıkarabilme adına başkalarına neyin hurafe olduğunu ispat etmeye kilitlenmekten daha farklı tavırlar geliştirmek gerekiyor. Bunun birincil yolu da öğrenmek. Şöyle ki, değil aracı kullanmayı, doğrudan ölüden bir şey istemeyi dahi meşru gören onca İslami ekol var. Bunlar, zannedildiği gibi marjinal ekoller de değil. Dolayısıyla, bu gibi gerçeklerin artık farkına varmak ve bu şekilde inanan insanlara (hoşgörü değil!) saygı göstermeyi öğrenmek gerekiyor. Zira bir yandan yeri gelince Mevlana edebiyatı yapıp, diğer yandan tarikat kelimesini duyunca burnundan solumak, sonra tasavvuf denince de sakinleşip yeniden gülümsemek, biraz problemli.

· Bir örnek olması amacıyla aktarıyorum: Star gazetesi yazarı Elif Çakır, 29 Temmuz 2012 tarihli yazısında Diyanet İşleri’ne hitaben, “memleketimin insanlarının şu mübarek ramazanda uyduruk türbelerde nasıl bir trajedi içerisinde olduklarını bir görseniz” şeklinde serzenişte bulundu ve “belki, bu uyduruk türbelerin kapanmasına ilişkin cesur bir karar alırsınız” dedi. Aynı yazıda tekke ve zaviyelerin kapalı olması da eleştiriliyordu. Belli ki, halkımızın kafası epey karışık. Dahası, başka insanların dini ritüellerini hurafe olarak nitelendirmekte pek kimse bir sorun görmüyor. Halbuki, bir başkası da sizin dininizin topyekün hurafe olduğunu söyleyebilir. O zaman ne yaparsınız? Saygı bekler misiniz?

· Şevval Hilali konusuna yer kalmadı… Artık ömür vefa ederse, Ramazan 2013’te… Ama Ramazan Rasim‘in Ramazan yazılarını (resmi) arefe gününden bir gün önce bitirerek verdiği mesajı herhalde herkes anlamıştır! Evet, Taraf şimdi de bayramınızla uğraşıyor! Herşey bitti, şimdi sıra ona geldi! Yapacak bir şey yok. Böyle ülkeye böyle gazete lazım!

Gazetenizin kıymetini bilin.

Mutlu Bayramlar.

Paylaş:
6

Okuyucu Yorumları

 

Ekrem says:

19 August 2012 at 8:53 AM

Sizin de Bayramınız kutlu olsun.

 
 

abdulkadir pekel says:

19 August 2012 at 4:53 PM

tevhid inancına ters olan her şeyi hurafe olarak nitelendirmek benim islam dinine inanıyor olmanın gereği. inanmak da zaten budur. örneğin “isa tanrıdır” veya “isa tanrının oğludur” diyen birine müslüman dersem, benim imanım sorunlu olur. yani inanıyor olmanın mantığına zaten ters. yani, bana göre hıristiyanlık hurafedir. bir hıristiyana göre ise islam hurafedir. inanmanın temeli, mantığı zaten budur.

bir gün biri gelip islam dinine hurafe derse, bunu hakaret etmeden ifade ettiği müddetçe benim için sorun olmaz, ben de elimden geldiğince cevap veririm saygı sınırları içerisinde.

yani benim tevhid inancına ters olan şeyleri hurafe olarak nitelendirip bunu ifade etmem saygısızlık olmaz. herkes kendi görüşünü hakaret etmeden dile getirebilir, getirmelidir.

“doğrudan ölüden bir şey istemek” fatiha surtesinde geçen “ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız” ifadesine (ki bu da tevhid ile ilgili bir durum) açıkça aykırı görünüyor. dolayısıyla böyle bir yola girmek benim inancıma göre hurafedir.

tersine inanlar varsa saygı duyarım. ancak bunu ifade etmenin ne gibi bir sakıncası var anlamıyorum.

 
 

MU says:

19 August 2012 at 5:35 PM

AP’ye gore “hurafe” nitelemekte kullanildigi inanc/dusunce sistemini benimseyenleri kucuk dusurucu bir kavram degil… Bunun aciklamasi “tevhid inanci” vs. gibi bir takim temellerde yer aliyorsa, insanlarin birbirlerine hurafelere inandiklarini soylemenin toplumsal problemler yaratmasi uzerine kurulan yazi da bu sunni muslumanlik bakisinda anlamsiz olmus oluyor. Zira yazi, “islam dinine hurafe” diyenlerin “bunu hakaret etmeden ifade” edip etmemesini tartmiyor, hurafe kavraminin kendisinin problemli buluyor. Eger sunni muslumanligin “hakim zihniyeti” bu kavrami kullanmasi problemli olarak gormuyor ise, yazi da “musluman mahallesinde salyangoz satmak” oluyor.

 
 

dalgacik says:

19 August 2012 at 9:41 PM

@ abdulkadir pekel: Elif Cakir, bunlari hurafe olarak nitelemekle kalmiyor, “uyduruk turbelerin” kapatilmasini istiyor. Birinin “Islam dini hurafedir, tum camiler ibadete kapatilip muze yapilmali” demesi gibi bir sey bu.

 
 

abdulkadir pekel says:

20 August 2012 at 6:44 PM

@dalgacik o ikisini aynı kefeye koymak biraz abartılı oluyor ya, çünkü türbelere şu veya bu gerekçeyle gidenlerin çoğunluğu da kendini islam dininden görüyor.

bu arada ben türbelere gidilmemelidir veya türbeler yıkılmalıdır falan demiyorum. neyin hurafe neyin din olduğunu belirleme yetkisi devlete veya bir kişiye/kuruma bırakılamaz.

türbelere ben de gidiyorum, gittiğim oldu ama bence bu bir mezarlık ziyaretinden öteye geçmemelidir, “ölüden yardım istenmemelidir.” bunu söylüyorum ve elimden geldiğince bunu insanlara “anlatmakta!” özgürüm.

 
 

samuelqourun says:

24 August 2012 at 12:31 PM

Genelde gozden kactigini dusundugum bir gercek paylasmak istiyorum: Turk halkinin dini meselelerde devletten kendisine yol gostermesini beklemesinin en buyuk sebebi, kendisine yetecek dini bilgisinin olmamasidir. Yani burada bir kolaya kacma var aslinda, Serdar bey. Sizin dediginiz kadar herseyi devletten bekleme ve devletin dedigi herseyi dogru kabullenip, muhalif fikirlere karsi durma durumu oldugunu dusunmuyorum. Basit bir kolaya kacma soz konusu burada…

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.