• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Şanlıurfa?

10 Aug2009
 

Taraf gazetesi yazarı Sevan Nişanyan’ın “Urfa” başlıklı yazısı:

Geçen gün Urfa’dan söz ettim ya, oranın adı Urfa değil Şanlıurfa’dır diye hatırlatma gereği duymuş birileri. Oysa ben o kadar emin değilim.

Dört-beş yıl önce çıkan Ankara’nın Doğusundaki Türkiye kitabımda konudan bahsetmiştim, oradan aynen aktarayım. Biraz uzun olacak ama kusuruma bakmayın artık.

Birinci Dünya Savaşının bitiminden sonra bir süre bir İngiliz garnizonu barındıran Urfa, 30-31 Ekim 1919’da Fransızlar tarafından işgal edilir. İşgal kuvveti 100 kadar Fransız ve daha çok sayıda Müslüman sömürge askerinden oluşmuştur.

İşgalden sonra şehirde Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti örgütlenir ve ayaklanma hazırlığına girişir. 29 Aralık’ta Urfa’ya atanan Jandarma Komutanı Yüzbaşı Ali Saip Bey [Ursavaş] Siverek’e giderek buradaki aşiretlerin desteğini sağlar. Aşiret kuvvetlerinden oluşan bir birliğin başında 7 Şubat 1920’de Urfa yakınlarındaki Karaköprü köyüne gelir. Fransızlara şehri 24 saat içinde boşaltmaları için gönderilen ültimatom kabul edilmeyince Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti milisleri ile birlikte şehri işgal eder ve Fransızları yerleştikleri binalarda kuşatır. Suruç [Kürt] ve Akçakale’nin [Arap] aşiretlerinin de katılmasıyla düşman kuv­vetlerinin çok üzerinde bir kuvvet oluşmasına rağmen, sava­şanların düzenli birlik disiplininden uzak olmaları nedeniyle kuşatma uzar ve çok kayıp verilir.

Kuşatmanın uzaması her iki tarafı da yıpratır ve karamsarlığa düşmelerine yol açar. Urfalılar sık sık resmi kuruluşlardan düzenli askeri birlik gönderilmesini ister, ancak düzenli birlik göndermenin Fransa’ya savaş ilanı anlamına geleceğini düşü­nen [Ankara] hükümet[i] buna yanaşmaz. Erzaklarını tüketen ve artık katırlarını kesip yemeye başlamış olan Fransızlar bek­ledikleri yardım da gelmeyince Urfa’dan şerefle ayrılma­nın yollarını aramaya başlarlar. Arabuluculuk için şehirdeki Erme­nilerden yardım isterlerse de Ermeniler bu konuda aracı olmayı reddederler. Bunun üzerine Fransızlar Amerikan yetimevi yöneticisi Miss Holmes’le bağlantı kurarlar. Müda­faa-yı Hukuk Cemiyeti ile yapılan görüşme­lerden sonra birtakım şartlara bağlı olarak şehri terketmeyi kabul ederler. Buna göre şehirdeki Ermenilerin can güvenliği sağlanacak, Urfa’da ölen Fransızların mezarlarına saygı gösterilecek, ağırlıkların taşınması için yük arabaları ve deve verilecek, esirler iade edilecek ve Urfa eşrafından 10 kişi gidecekleri yere kadar Fransızlara eşlik edecektir.

11 Nisan günü Fransızlar eşraftan on kişi yerine bir teğmen komutasındaki on jandarma eri eşliğinde Suruç yolundan Carablus’a doğru hareket eder. Ancak Fransızların şehri terketmesi Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti içinde tartışmalara yol açar. Ali Saip Bey önderliğinde bir kesim, Fransızların şartlarının kabulünü içlerine sindirememiştir. Fransızların geçeceği yol üzerinde Şebeke Boğazında pusu kuran milis ve aşiret kuvvetleri geceleyin Fransızlara saldırır. Üç saat süren çatışma sonunda Fransızlar 296 ölü ve 67 yaralı verir. 140 kadar Fransız da esir edilerek Urfa’ya getirilir.

Urfa’nın kaderini belirleyen bu çatışma nedeniyle yıllar sonra TBMM kararıyla Urfa’ya “Şanlı” unvanı verilmiştir.

(1988 tarihli Urfa İl Yıllığından kısaltılarak alınmıştır. Köşeli parantezler tarafımdan eklenmiştir.)

Paylaş:
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.