• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Sivas'ı Özlemek

12 Şub2008
 

Dün Kanada’da ‘Eski Sovyetler Birliği ülkelerinde milliyetçilik’ üzerinde çalışan doktora öğrencisi bir kızla tanışma imkanı buldum. Ermeni olduğunu ve Beyrut’ta büyüdüğünü söyledi. Tabii, tehcirden sonra gitmişler oralara. Bu tür şeylerle daha önce de karşılaşmıştım, ancak Anadolu’nun neresinden olduğunu sorduğumda ‘Sivas’ demesi beni çok etkiledi. Yani Ağrı, Kars falan değil de, Anadolu’nun bağrındaki Sivas.
Sivas dendiğinde bizlerin aklına bugüne kadar gördüğümüz Sivaslı Türkler geliyor. Ancak tarihle ilgili kimi gerçekleri bilsek bile, Sivas’ın bize anlatılmayan ve yok sayılan insanlarından biriyle karşi karşıya gelmek yine de çok yaralayıcı olabiliyor. Sivas (ve kültürel anlamda ‘sadece’ bizim olduğunu zannettiğimiz onca başka şehir) için beslenen özlem, acı ve merakla harmanlanan duyguların farkına varmak bir tür soğuk duş etkisi yapabiliyor.
Ona “Sivas’ı hiç gördün mü?” dediğimde, hiç görmedigini, ama bir gün görmeyi çok istediğini söyledi. Bunu söylerken yüzünde oluşan ifade, bana Ararat adlı filmde hiç görmediği Ağrı’nın özlemini çeken gencin hassasiyetini anımsattı. Filmi izleyip izlemediğini sorduğumda yüzünde oluşan “Elbette” der gibi bir ifadeyle “Evet” dedi. Ancak bütün bunlara karşın bana yönelik herhangi bir düşmanlık sergilemek şöyle dursun, son derece sıcak kanlı davrandığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tabii bunun boyle olmasında, tanışmamız esnasında “I am Turkish” dedikten sonra, cümlemi “… and I am sorry” diyerek tamamlamış olmamın da bir payı olabilir. Yine de Sivas’tan bahsederken yüzünün aldığı ifadeyi hatırladıkça kendimi hala kötü hissediyorum.

Paylaş:
0

Okuyucu Yorumları

 

Ekrem Kahraman says:

13 Şubat 2008 at 1:07 AM

Serdar Bey merhabalar
Yazınızda “I am Turkish” dedikten sonra “I am sorry” dememin etkisi derken; sözde Ermeni soykırımına bir atıfta mı bulunuyorsunuz? Anlayamadım.
Saygılar

 
 

Serdar Kaya says:

13 Şubat 2008 at 9:12 AM

Üzüldüğümü belirtmiş olmam, 1915 yılında bir soykırım yaşandığı ya da yaşanmadığı anlamına gelmez.
Diğer yandan, yüzbinlerce insanın ölümüyle sonuçlanan bir olaya üzülmek için, o olayın soykırım olarak nitelendirilmesi şart değildir.

 
 

MrNo says:

13 Şubat 2008 at 2:35 PM

Dal kırıldıktan sonra rüzgar özür dilerse ne olur?
Sizin özür dilemenizi gerektiren bir durum yok bence. Bizden önceki kavgalara taraf olmak durumunda değiliz.

 
 

Serdar Kaya says:

13 Şubat 2008 at 3:00 PM

Geçmişte yaşanmış olan bir olay için ‘üzgün’ olduğunu söylemekle ‘özür dilemek’ (apologize) arasında bir fark olsa gerek.
‘Kavgaya taraf olma’ ifadesine de katılmıyorum. Bunu, bir haksızlığa karşı (bu haksızlık geçmişte yaşanmış da olsa) kayıtsız kalmama şeklinde nitelendirmek daha doğru olur.

 
 

Levent Cetin says:

13 Şubat 2008 at 6:03 PM

Ben burada Serdar Bey’in durusunu cok begendim. Belirttigi gibi, uzgun olmak taraf olmak degildir. Insan sebebi ne olursa olsun baskalarinin olumune uzulur, gayet insanca bir durus bu.
Sivas olaylarindaki insanlarin olumune uzulurken de beni elestirmisti bazi radikal kisiler. Sivas’i goruyormusum, Basbaglar’i gormuyormusum. Kusura bakmasinlar, ben insanlarin olduruldugu her seye uzuldum simdiye kadar.
Bazilari gibi New York’da gokdelenler cokerken, catilardan insanlar atlarken, “Oh olsun” naralari da atmadim.

 
 

Tamer Uz says:

13 Şubat 2008 at 7:39 PM

“I am sorry” tam olarak apology olmasa da bu kontekst icerisinde apologetic bir durus. Sistematik bir soykirim oldugunu dusunenlerden degilim. Net olarak ortada olan Turk ve Ermeni milliyetciliklerinden kaynaklanan karsilikli katliamlar ve Ittihatcilarin (Ittihatcilardan ne kadar nefret etsek de onlar biz oluyoruz) sistematik Ermeni tehciri. Bu trajedik olay da dogal olarak bizi uzuntulu olmanin yani sira apologetic de kiliyor.
“Zaten istenen de budur, toprak ve tazminat kazanmak icin bizde olusturulan bu apologetic durustur” deniyor. Olabilir, ama islenmis olan buyuk facia da dogal olarak bizde (en azindan bende) bir sucluluk duygusu yaratiyor.

 
 

MrNo says:

13 Şubat 2008 at 8:01 PM

“Bizden önceki kavgalara taraf olmak durumunda değiliz.”
Bunu halkımızın genel psikolojisi için söyledim. Serdar Bey’in tavrını ben de beğendim.
Ermenilerin azmine ve kararlılığına hayran olduğumu da belirteyim. Türkleri hemen hemen aynı zamanlarda Balkanlardan temizleyenleri hatırlayan yok. Biz Sırplarla, Bulgarlarla karşılaştığımızda onların bir zamanlar bizim atalarımızı öldürdüğünü hatırlamıyoruz bile. Bu temizlik en son Türk olmadıkları halde soykırıma uğrayan Bosnalı Müslümanlara kadar uzandı. Oysa Bosnalılar burada yemedikleri bir yemeğin hesabını ödemiş oldular. Bizim atalarımız daha önce Sırplara ne yapmışsa, Sırplar yüzyıllarca unutmamış olmalı.
Belki bizim halkımızın unutkanlığıdır doğru olan.

 
 

Hasan Tunc says:

17 Şubat 2008 at 1:03 PM

Ne garip memleket Sivas.
Sivasli bir Ermeni,
Sivasli bir Alevi,
Sivasli bir Hristiyan
Sivasli bir Kurt
…daha onlarca aci yasayan toplululuga ev sahipligi etmis ama her biri yine de ozlem duymus buna.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.