• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Tanzimat, Mecelle ve Cumhuriyet [Aydemir]

30 Jun2015
 

Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938 adlı kitabından bir pasaj:

Tanzimat aslında, Osmanlı ülkesinde yaşayan Hıristiyanları korumak bahanesiyle Türkiye’ye müdahale vesileleri icat eden yabancı devletlere karşı, bir oyalama ve korunma tedbiri sayılabilir. Müslüman ve Hıristiyan tebaanın eşitliğini, “mal ve can emniyetini” ilan ederek, dıştan baskıları mümkün olduğu kadar önlemek çabasından pek de ileriye gidemez. Fakat Tanzimatla beraber ne de olsa, Batı esaslarından faydalanılarak bazı kanunların çıkarılmasına geçilmiştir. Ama medenî hukuk, Mecelle denilen bir kanunlar manzumesi içinde toplayan bu harekette de Şark fıkhından (Doğu dini hükümlerinden) ayrılınamadı. Batı usulünde mahkemeler yanında, şer’iyye mahkemeleri devletin hukuk yapısında devam etti. Arada bazı Fransız kanun sistemlerinden faydalanmaya çalışılmıştır. Zaten o devirde bizim için Batı ve medeniyet demek Fransa demekti. …

… devrin en önemli eseri, hiç şüphe yok ki gene de Mecelle’dir. Medenî Kanun hükümlerinin bir kısmı Mecelle’de yer alır. 8 Muharrem 1286 (1869) tarihinde yazılmaya başlayıp 26 Şubat 1293’te (1877) tamamlanan bu kanunlar manzumesi, XVI kitapta 1851 maddeyi içine almakta idi. Cumhuriyet; Mecelle ile şeriat kaidelerinin beraberce yürüdüğü bu Osmanlı kanun yapısına karşı harekete geçti.

1927’de kanunî değişikliklerin en önemlileri ele alındı. Bu suretle de Doğu hukukundan ayrılış tamamlandı.

Osmanlı sistemi, gayrimüslimlere eşit haklar tanımıyordu. Hatta, sistem büyük ölçüde bu eşitsizlik üzerine kuruluydu. Tanzimat ve diğer reform hareketleri, (her ne kadar Türkiye’de bu çerçevede öğretilmese de) aslında Avrupa ülkelerinin bu eşitsizliğe bir son verilmesine yönelik ısrarlarının bir sonucuydu.

Aydemir Avrupa devletlerinin bu ısrarlarını bir “bahane” olarak sunuyor. Belki “Tamamen yanlıştır” denemez. Zira, devletler bazen gerçekten de asıl maksatlarını gizleyerek bazı “bahane”ler öne sürerler. Ancak her şeyi bir bahane olarak nitelendirmek suretiyle bu konuyu kestirip atmak ne kadar doğru? Mesela, Yunanistan, Irak, Çin ve diğer ülkelerde yaşayan Türki azınlıkların hakları söz konusu olduğunda, Türkiye de zaman zaman devreye giriyor. Ama bu gibi durumlarda her şeyi uluslararası bir komploya indirgeyerek konuya dair somut gerçekleri gözardı etmeyi düşünmüyoruz.

Mecelle konusu bu noktada önemli. Gerek Tanzimat’ı, gerekse diğer reformları, Osmanlı’nın aynı anda hem müslüman kalabilme hem de müslüman olmayanlara eşit davranabilme çabası olarak görmek mümkün. Mecelle böyle bir çabanın sonucu. Bu çaba, bir tür esneme olarak da nitelendirilebilir. Yani, bir yandan eşitlik tesis etmeye ve bugüne hitap etmeyen bazı uygulamaları sona erdirmeye çalışıyorsunuz. Ama diğer yandan bazı tartışılmazlarınız buna tam olarak müsaade etmiyor. Bu şartlar altında siz de en azından bu tartışılmazların müsaade ettiği kadar esnemeye çalışıyorsunuz. Sözgelimi, bir çemberin merkez noktasında iken yönünüzü Batıya çeviriyor ve yürümeye başlıyorsunuz. Biraz sonra gri bir alana giriyorsunuz ve yine yürümeye devam ediyorsunuz. Nihayet gri alan da sona erdiğinde ise, (bundan sonrası İslam dairesinden çıkmak anlamına geleceği için) duruyorsunuz. Zira, her ne kadar devam etmek isteseniz de, İslam dininin böyle bir eşitliğe müsaade etmediğini biliyorsunuz.

Cumhuriyet döneminde ise, (Aydemir’in sözlerinden de anlaşılabileceği gibi) bu durmaya bir son veriliyor. Ancak amaç yine eşitlik değil. Yürümeye devam etmek (ve İslam’dan uzaklaşmak) laiklik adına yapılıyor. Hatta, müslüman ile müslüman olmayanın eşitsizliğine bir de Türk ile Türk olmayanın eşitsizliği ekleniyor. Yani Mecelle’den dahi geriye gidiliyor.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 240.
« Önceki Yazı: Koalisyon Notları
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.