• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Taraf Gazetesi Yazarlarına Tavsiyelerimdir…

5 May2011
 

Bugün yine bizim gazetenin mahkeme günüymüş… Yıldıray Oğur, Rasim Ozan Kütahyalı falan hepsi mahkemeye taşınmışlar… Yıldıray Twitter’da bahsedince haberim oldu benim de.

Yıldıray’ın (kesinleşmemiş) suçu, Öcalan’ı Atatürk’e benzetmek ve suçluyu övmekmiş… Yıldıray bu suçu, Vatan gazetesinin iki haberini karşılaştırmak suretiyle işlemiş. Şöyle ki, Vatan gazetesi, Öcalan’ın doğumgününde evinde toplanıp toprakları öpen insanlarla manşetten dalga geçmiş. Ancak aynı gazete, 10 Kasım’da Anıtkabir’de mozoleyi öpen bir kadını, “Dudaklarıyla giderdi özlemini mozolenin mermerinde” ifadesiyle haberleştirmiş. Yıldıray da aradaki benzerliği sorgulayınca soluğu mahkemede almış!..

Yıldıray hazır gitmişken mahkemenin bugünkü dava listesinin bir fotoğrafını da çekip Twitter’a göndermiş ve “Bugün yine mahkemeyi kapattık” demiş. “Acaba iktidar tarafından sindirilen büyük muhaliflerin kaç davası var?” diye sormayı da ihmal etmemiş… Geçen Eylül ayında Taraf gazetesinin yine mahkemeyi kapattığı böyle günlerden birinde Ahmet Altan da “Korkuyorlarmış” başlıklı bir yazı yazmış ve bazı günlerde gazete içindeki kravatlı sayısının birden artış gösterdiğini söylemişti. Meğer o günler, gazetenin mahkeme günleriymiş…

Yanlış Yapıyorsunuz!
Hani televizyonlardaki Ramazan bayramı eğlence programlarında vur patlasın çal oynasın eğlenen laikleri gören dindarlar, “Orucu biz tuttuk, bayramı bunlar yapıyor” diye latife yaparlar ya, sanki burada da durum aynı. Zira Taraf yazarları, “Muhalifliği merkez medya yapıyor ama nedense mahkemelerde hesap vermeye biz gidiyoruz” demek istiyorlar.

Bu yaklaşım her ne kadar kulağa doğru gibi geliyor olsa da, ben bu konuda kesinlikle gazetemle aynı fikirde değilim. Çünkü ben objektif düşünen bir insanım. Ayrıca biat değil, eleştiri kültüründen geliyorum. O yüzden de, benim dışımdaki herkesin aynı şekilde gördüğü şeyler, bana hep farklı görünüyor!

Rahat Olun
Bana öyle geliyor ki, Taraf yazarlarının asıl sorunu kendilerini doğru ifade edememek. Şöyle ki, (misal) Hürriyet gazetesinin bidon kafalı yazarındaki rahatlık bizim Taraf yazarlarında yok! Bu nedenle de, “Aman başımıza bir iş gelmesin” düşüncesiyle, kelimelerini seçe seçe yazıyorlar. Ancak bu sefer de yazdıkları kimi zaman anlaşılmıyor. Haliyle de, mahkemeden tebligat geliyor ve kendilerinden yazılarında ne demek istediklerini hakimlere izah etmeleri isteniyor!

Halbuki Hürriyet yazarları gibi ne diyeceklerse açık ve net bir şekilde söyleseler, bunların hiçbiri yaşanmayacak… Ama bu insanlar ne yazık ki bu gerçeği henüz fark edemediler. Bu durumda olan bir tek onlar olsa iyi, ama başkaları da çok farklı değil! Mesela yine bugün Twitter’da bir başkası benzeri bir şeyin benim de başıma gelebileceğini ima edivermiş! Tabii görür görmez hemen karşı çıktım ve derhal bir “reply” yaparak, “Ben amacımı başından beri açık açık söylüyorum… Herhalde Yıldıray ve diğerlerine benim gibi açık davranmadıkları için tebligat geliyor” dedim! Yoksa Kadıköy’de bir işhanında son derece mütevazi şartlarda faaliyet gösteren bir gazeteyle kim ne diye bu kadar uğraşsın ki?

Ne Diyecekseniz Açık Söyleyin
Şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım… Mesela benim Twitter hesabımda “rejim muhalifi” olduğum açıkça yazıyor. Demek ki amacım belli. Yani demek ki rejimi yıkma niyetindeyim. Açık ve net. Ayrıca Taraf Üniversitesi’ni okuyanların da malumu olduğu üzre, en zor konulardan bile söz ederken altı yaşında bir çocuğun bile kolaylıkla anlayabileceği bir dilde yazıyor, ne diyeceksem açıkça söylüyorum. Mesela, diktatör demek istiyorsam diktatör, soykırım demek istiyorsam soykırım, Kemal Kılıçdaroğlu demek istiyorsam Gandi diyorum. Bu denli açık ve net konuştuğum için de hiçbir savcı benimle uğraşmıyor. Kafam rahat, geceleri bebek gibi uyuyorum…

Ama gazetemizin yazarları, niyetleri iyi de olsa, her zaman bu tavrı sergileyemiyor ve dolayısıyla da yanlış anlaşılıyorlar. Ama takdir etmeleri lazım ki, savcılar da insan… Onlar da işlerini yapıyorlar… Dolayısıyla da birden fazla manaya gelebilecek olan kimi elastik ifadelerle karşılaştıklarında haklı olarak şüpheleniyor ve kast edilen tam olarak nedir emin olmak için onları mahkemeye çağırıyorlar. Yoksa sorun, özgürlük sorunu değil. Müesses nizam sadece biraz daha açıksözlü olmamızı istiyor, hepsi bu!

Herkesin Bilmediği Kelimelerden Uzak Durun
Yargı mensupları kimi zaman da, kullanılan kelimenin anlamını tam çıkaramıyor olabilirler. Neticede siyaset değil hukuk eğitimi almışlar. Mesela mahkeme katibi bugün Yıldıray’ın “Manifestom” isimli köşesinin adını “Manifeston” diye yazmış. İnsanlık hali… İhtimal, babaannesinin ilaçlarından birinin ismine benzetip onu yazmıştır. Daha önce de Ahmet Altan’ın “Mandela”sını “Mandalina” diye yazmışlar. Neticede her gün olan şeyler bunlar… Hatta emin olun, sadece Türkiye’de değil, başka yerlerde de kesin oluyor. Yani oluyordur… (Neden olmasın?)

Bunlar, Taraf gazetesi yazarlarına tavsiyelerimdir. Gazetemiz yazarları, bundan sonraki yazılarını yazarken bu söylediklerimi dikkate alırlarsa, böylesi herkes için daha iyi olacaktır. Hem Kadıköy mahkemesi sizin yüzünüzden başka davalara bakamıyor. Kimseye bu denli yük olmaya hakkınız yok.

« Önceki Yazı: Muhafazakar Kanada
Sonraki Yazı: Soykırımla Yüzleşmek »
19

Okuyucu Yorumları

 

Talha Dereci says:

May 5, 2011 at 9:56 pm

İnsanın aklına ister istemez şu gelmiyor değil; “Kanada’dan konuşmak kolay…”

 
 

fc says:

May 6, 2011 at 11:55 am

sn Serdar bey

Size katılmıyorum. Bence Talha bey haklı .

Sizde taraf ta her gün yazı yazıyor olsanız ve devamlı tc de ikame ediyor olsa idiniz aynı düşünmezdiniz.

Burada bahse konu sadece mahkeme korkusu değil zira işin içinde ölüm korkusu da var. Açık ve net itham ve ifadeler katil kişi ve kuruluşları daha çok tahrik ederler.

Yazınızda demişsinizki:

”’Yoksa Kadıköy’de bir işhanında son derece mütevazi şartlarda faaliyet gösteren bir gazeteyle kim ne diye bu kadar uğraşsın ki?”’

Herhalde bunu da açık ve net olarak ifade ettiniz ve benim anladığım dişında bir anlamı olamaz?.

Bana taraf ve yazarlarına (büyük) hakaret ettiniz gibi geldi.

Taraf , askerin ve ergenekonvari yapılaşmanın en çok uğraştığı gazete dir(yazarları ile birlikte).

 
 

Serdar Kaya says:

May 6, 2011 at 2:33 pm

Siteyi duzenli olarak takip eden insanlarin dahi boyle yorumlar birakabilmeleri (benim adima) uzucu. Boyle bir yazinin ciddiyetle yazildigini dusunebiliyor insanlar demek.

Hersey bir yana, yazinin kategorisine de mi dikkat etmediniz?

 
 

rüştü hacıoğlu says:

May 6, 2011 at 6:22 pm

Şimdi mecburen “Yanlış anlaşılmasın sakın! Destur!” tedbiriyle bir başlangıç yapayım; çünkü sanırım haddim olmayarak söyleyeceklerim pekala “akıl vermek” olarak algılanabilir. Benimki sadece bir paylaşım ve elbetteki ve de malesef ki konuyla da göbekten bağlı…

“…mecaz, avamın elinde hakikate taalluk eder…”

ve de Hz. google’de gördüğüm şöyle de bir versiyon:

“…Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse hakikate inkılab eder, hurafata kapı açar…”

Bu sözleri kimlerin söylediğinden ziyade ima ettiği bağlamın “düşünmek, anlamak, düşünememek ve anlayamamak” döngüsü olduğudur.

Bana kalırsa MEB’nin en büyük başarısı mecaz, metafor, ironi,mizah…vb. gibi soyutun dolayısıyla düşün ve anlamın yani aklın konusunu paralize etmeyi başarmış olmasıdır.

Biz Nasrettin Hoca’yı anlayamadığımız için bu günü de anlayamıyoruz. Ve sanırım bunun önünü alamazsak yakın bir gelecek de epey karanlık kalmaya mahkum olacak…

Bunları kimseyi tahkir etmek için söylemiyorum sayın ki kendimle bir yüzleşme. Metaforu anlamadığımızda ne “kutsal kitap”ları anlamak mümkün ne de seküler düşünceyi…Çünkü metafor düşünceye yapacağımız yolculuğun anahtarıdır…

 
 

Tamer Uz says:

May 6, 2011 at 11:02 pm

Zaytung tadinda olmus. “Rahat olun”, “Ne diyecekseniz acikca soyleyin” alt basliklari super. 🙂

 
 

Selami Mert says:

May 7, 2011 at 8:14 am

Valla bu yakınlarda bu kadar lezzetli bir yazı okumamıştım. Elinize sağlık.

Final çok hoş. Bence de çok yük olmamak lazım!

 
 

mcd says:

May 7, 2011 at 1:39 pm

Merak etmeyin 🙂 mizah olarak algilamayanlar sadece yorum yazanlar sanirim. bence cok hos bir yazi. zaytung benzetmesi cok yerinde 🙂

 
 

fc says:

May 7, 2011 at 2:43 pm

Ben halen bidon kafalı yazarı takip etmeyenlerin bu yazıyı ciddiye almalarının normal olduğunu düşünüyorum.
Taşkafalılık sadece bende ise oda kabulümdür.

Doğru algılayan arkadaşlar Serdar beyin yorumu gelene kadar bizleri neden uyarmadı acaba? . Bizleri uyarmamaları nın nedeni onların da tam emin olamamaları olabilirmi acaba?.

 
 

Enes Yalçın says:

May 7, 2011 at 8:41 pm

Serdar Bey,

İlk yorumdan sonra sizin mizah anlayışınızı bir türlü idrak edemeyen necip milletimize kızıp size de sabırlar dileyecektim bir yorumla. Çünkü ekşi sözlük’te bir yazarın “7,4 yetmedi mi!”nizi, twitter’da da “Namaz kılmasınlar da dans etseler de sorun yok.” benzeri cümlenizin anlaşılması sonucunda artık epey sinirlenmeye başladığınızı düşünmüştüm. Ama burası derinsular’dı, bu kadar kolay mıydı? Bunlar münferit vakalardır, az sonra içeriden arkadaşlar beğenilerini ifade ederler yanlış anlayanlar da “haaa, tamam tamaam.” diyerek hakikat ışığıyla hemhal olurlar demiştim. İlk kısım tuttu, ikincisi pek tutmadı 🙂

Türkiye’de üslubuna mizahı (Ahmet Turan Alkan’ın kullanımıyla da ‘humour’u) derc eden her yazar bu yanlış anlaşılmak derdinden muzdarip. Sebebi de gayet basit. Tembellik ve tecessüs eksikliği! Bu da herhangi bir cümle ile daha ilk karşılaştıklarında hüküm verme iştihasına yöneltiyor insanları. Yazarın daha önceden yazdıklarına bir bakma ya da kim olduğu ile ilgili ufak da olsa araştırma yapma refleksleri bile yok. Ben Twitter ve sözlük bir yana derinsular’da bile bu yorumlara rastlıyorsak, sizin bu problemle çok karşılaşacağınız tahmin ederekten, size sabırlar diliyor ve önemsememenizi nacizane tavsiye ediyorum. Biz size yetmez miyiz muhterem Serdar Bey, biz size yetmez miyiz! 🙂

 
 

fc says:

May 7, 2011 at 10:53 pm

sn enes bey

Ben yüzeysel kaldım ne yapalım kapasite bu.

Fakat ben bildim o bilemedi(pek emin değilim fakat hadi öyle olsun) ve ben derinim o yüzeysel gibi yaklaşımlarda sizi yüzeysellikten kurtaramaz

Hatta bana göre esas derinleşemeyenler bu yaklaşımlardan kurtulamayanlardır.

Varsa diyalog lütfen. yanlış anlayana diyalogla yaklaşılır .

Acaba yaklaşımınıza benim gibi bir derin senin gibi yüzeysele birşeyler anlatmaya çalışsada analamazsın ukelalığını mı yakıştırmam gerekiyor?

 
 

Enes Yalçın says:

May 7, 2011 at 11:58 pm

Sayın fc,

Evet. Yakaladınız. Bütün meselem “derin”liğimi yer aramaktı ve fırsatı bulunca dayanamadım bunu ifşa ettim 🙂

Şaka bir yana… a) sizi yüzeysel göstermek istediğim tezi: Sizi tanımıyorum ki. Geçmişten gelen bir “mesele”miz de yok 🙂 Niye size yüzeysellik atfedeyim ki. b) kendimde derinlik vehmedip onu göstermek istediğim tezi: Nasıl açıklayabilirim bilmiyorum ama inanın narsizmin ya da kendini önemsemenin bu kadar uç noktalarına ulaşmayı bir kabus olarak görürüm, Allah göstermesin! Benim açımdan buradaki “espri”yi anlamış olmanın kıymet-i harbiyesi yok. O kadar yok ki böyle bir önceki cümle gibi bir cümleyi yazmış olmak bile bana gülünç geliyor.

Siz neden sinirlendiniz bilmiyorum ama cidden apaçık ortada olan bir mizah Serdar Bey’in yaptığı. Kendisinin dediği gibi sadece yazının yayınlandığı kategoriye bile bakmak yeterli anlamak için. Ben bu yanlış anlaşılmalara binaen belki üzülmüş olabileceğini düşündüğüm Serdar Bey’e bir şeyler demek istemiştim, size kişisel oalrak, olumlu ya da olumsuz bir göndermem yoktu.

“Varsa diyalog lütfen. yanlış anlayana diyalogla yaklaşılır .” demişsiniz. Sizin ikna olmanız gibi bir motivasyonum veya isteğim yok ki diyalog kurayım. Bu “siz anlamazsınız” demek değil, sizin anlayıp anlamamanız benim meselem değil, demek.

Büyütmeyin yav, cidden ufak bir mesele. Ya da ben meselenin ehemmiyetine agah olamadım bilemedim şimdi!

 
 

fc says:

May 8, 2011 at 12:10 am

sn Enes bey

Çok güleryüzlüsünüz.

Aynı kategoride ciddi yazılarda yazıldı.

Ben kızmadım fakat siz kızdınız galiba.

Bir evvelki yorumunuzu bir daha okuyun.

Okuduktan sonra son on yazdıklarında samimi olduğuna inanıyorsan sorun yok .Boşver unut gitsin derim.

 
 

Enes Yalçın says:

May 8, 2011 at 12:26 am

Sn fc,

Bir daha okudum. Evet samimi olduğuma inanıyorum hala. Boşveriyorum ve unutuyorum gidiyorum 🙂

 
 

fc says:

May 8, 2011 at 12:30 am

Enes bey

Güle güle demek isterdim fakat zaten devamlı gülüyorsun.

 
 

Serdar Kaya says:

May 8, 2011 at 10:53 am

FC Bey,

“Seriler” disinda Tahtelbahir kategorisinde ciddi yazi/analiz yer almaz. Hatta seriler de cogu zaman esprilidir.

 
 

fc says:

May 8, 2011 at 6:33 pm

Kusura bakmayın.

Seriler dışında aynı katagoride yazı okumamıştım veya dikkat etmemişim fakat 26 nisan tarihli yazınız gayet ciddi (her ne kadar kılıçdaroğlunun her söylemi bana komik gelsede.)

 
 

Serdar Kaya says:

May 8, 2011 at 6:40 pm

FC:

26 Nisan tarihli yazi Hayattan Kareler “seri”sine ait. (Herseyi tekrar tekrar izah etmek zorunda kalmak gercekten cok umit kirici.)

Ayrica, basit bir akil yurutmeyle, sitede zaten Makaleler gibi bir bolum varken bir yazi oraya degil de baska bir yere konmussa, bunun herhalde bir sebebi vardir, oyle degil mi?

 
 

fc says:

May 8, 2011 at 10:31 pm

Sn Serdar be

İlk mesajınızda kadegori dediğiniz için kategorilere göz atmıştım. Kategori ve seri lere dikkat etmeden köşenizi takib eden birisiyim. Fakat siz açıklama yapmadan önce yorum yapan 2 yorumcu da yanılmış. Fakat sizin açıklamalarınızdan sonra , Bazıları ben zekiyim anladım , anlamayan kalın kafalıdır triplerine girdi gibime geldi ve benirahatsız eden de bu oldu.

sizden bir şıkayetim yok ve yazılarınızı beğeniyle okuyan ve okumaya devam eden bir okuyucunuzum

Unutalım lütfen

 
 

Ekrem Senai says:

May 10, 2011 at 10:33 am

Bence bir ülkenin gelişmişlik belirtisi espri anlayışıyla da ilgili. Sorunlu ülkelerin insanlarında ortak olan nokta her şeyi ciddiye almaları. Bürokratik kesimden zaten bir şey beklememek lazım. Laikçi kesim ise malum, bidon kafalı, ampül Erdoğan, Aziz Nesin haklı… gibi şeylere gülüyorlar. Rejim muhalifleri olmasa yaşanmaz şu Türkiye’de vallahi.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.