• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Taraf’a Veda

5 May2013
 

[28 Nisan 2013 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Taraf yeni bir sarsıntı yaşıyor. Ancak bu seferki sarsıntı hem gemiyi batırabilecek kadar güçlü, hem de kimi yönleri itibariyle öncekilerden daha farklı bir niteliğe sahip. Bu noktada, belki diğer herşeyden önce, konunun yeni yazı işleri ile ilgili olan yönü ve görünürdeki gelişmelerin perde arkası hakkında birkaç şey söylemek gerekli. Ne var ki, bu bir veda yazısı ve sürdüremeyeceğim bir tartışmaya girmek istemiyorum. O nedenle de, Taraf‘tan ayrılan yazarların “son derece ciddi bir politik görüş ayrılığı” ve “politik çıkarların enstrümanı” gibi ifadelerle atıfta bulundukları bu konunun detaylarının zaman içinde (gazetenin içindeki ve dışındaki) herkes tarafından daha iyi anlaşılacağını tahmin ettiğimi söylemekle yetineceğim.

Konunun görünürdeki yönü de elbette önemsiz değil. Şöyle ki, Türkiye, barış gibi son derece önemli bir sürecin içinde. Yeni Taraf yönetimi, bu süreci demokrasi ile ilişkilendirerek tartışmaya açmayı seçti. Bu, bir yönüyle son derece konforlu bir tavır. Zira, demokrasi savunusuna karşı çıkmak pek kolay değil – ki zaten ortada böyle bir neden de yok. Dolayısıyla, böyle bir argümanı öne süren insanlar, son derece korunaklı olan bir pozisyondan konuşuyorlar. Ancak bu konforlu pozisyonun gerçekten de demokrasiye hizmet edip etmediğini (ya da ediyorsa nasıl etttiğini) izah edebilmek zor. Zira, barışın kendisi zaten başlı başına demokratikleştirici bir işleve sahip. Bu, siyasetin doğasının bir gereği. Dünyanın her yerinde özgürlükleri kısıtlama adına öne sürülen gerekçelerin başında güvenlik geliyor. Türkiye’de de onyıllardır hep öyle oldu. O halde, demokratikleşme konusunun zaten hiç gündemden düşmediği ve her gün sürekli tartışıldığı bir ortamda barışı tekil olarak ele almaya yanaşmamak neden?

Bu konuda yaşanan tartışmaya daha yakından baktığımızda, ihtilafın merkezinde AKP‘nin olduğunu görüyoruz – ki bu pek şaşırtıcı değil. Zira Türkiye siyasetinin hazin gerçeklerinden biri de, gelişmeleri aktörlerden bağımsız değerlendirememek. Dahası, Türkiye’de, konular değişse de, taraflar arasındaki temel kırılma noktası değişmiyor. Bu kırılma noktası, İslam. Bu nedenle de, bugün AKP dediğimizde, belli politikaları savunan ve bu politikalar üzerinden seçmenlerin siyasi desteğini talep eden bir siyasi partiden söz etmiyoruz, edemiyoruz.

Halbuki AKP herşeyden önce bir siyasi parti ve yapısı gereği öyle olmak, öyle faaliyet göstermek zorunda. Ama özellikle karşıtları, AKP’yi bir siyasi partiden ziyade, İslami referanslara sahip olan bir siyasi aktör olarak algılıyorlar ve değerlendirmelerini de (doğal olarak) bu algının Türkiye özelinde kaşıdığı “hassasiyetler”in etkisinde yapıyorlar. Dolayısıyla, buradaki asıl konunun demokrasi olduğunu düşünmüyorum.

Kemalist Refleks
Cumhuriyet, dindarların haklarını ihlal ederken, onlara her zaman özgürlük ve demokrasi sopalarıyla vurdu ve otoriter uygulamalarını bu kavramlarla gerekçelendirdi. Bugün ise, dindarları önemli ölçüde temsil edebilen bir parti iktidarda. 12 yıldır iktidarda olan bu partinin eleştirilmeye müsait çok sayıda politikası, icraatı ve açıklaması olduğu elbette muhakkak. Ancak bu durum, Kemalist dürtülerin halen kuvvetli olduğu ve dindarlara yönelik eleştirilerin halen yaygın olarak bu sopalarla yapıldığı gerçeğini değiştirmiyor.

28 Ekim 2012 tarihli Taraf ve Sertlik başlıklı yazımda daha detaylı olarak değindiğim gibi, eleştirinin işlevi ve gücü, eleştirinin hedefindekiler ile kurduğu ilişkinin niteliğine bağlı. Taraf‘ta bugünlerde yeniden su yüzüne çıkan ihtilaf, biraz da bununla ilgili. Konu, eleştirinin yapılıp yapılmayacağı değil, nasıl yapılacağı. Ancak Kemalist reflekslerle hareket edenler, sergiledikleri tavırların ve yazdıkları yazıların ne kadar kaba, sıradan ve/veya işlevsiz olduğunun dahi farkında değil gibiler. Halbuki AKP ya da İslami kesim eleştiriye kapalı olmadığı gibi, Türkiye’nin diğer kesimlerinden (ve hele de yaptıkları sinsi/kaba eleştirileri demokrasi mücadelesi zannedenlerden) daha anlayışsız da değil. Herşey bir yana, daha yeni bitirdiğim ve doğrudan İslam dinini sorguladığım 10 yazılık diziye almakta olduğum makul ve olgun tepkiler, İslami kesimin (sakin ve hesapsız) sorgulama ile (sinsi ya da bodoslama) saldırı arasındaki farkı ayırt etmekte hiç de zorlanmadığını teyit ediyor.

Belli ki, insanlar bazen kendi söylemlerinin dışarıdan nasıl göründüğünün farkında olmadıkları gibi, bilmiş bir eda ile eleştirdikleri insanlara ve onların siyasi temsilcilerine aslında epey yabancı olabiliyorlar.

Teşekkür
Taraf Üniversitesi formatını ilginç bulan ve Taraf‘ta hayata geçirmeme vesile olan Yasemin Çongar‘a, Taraf‘ta yazdığım takriben iki buçuk yıllık süre zarfında en fazla iletişim halinde olduğum gazete çalışanı olan yazarlar editörümüz Tamer Kayaş‘a, ve beş buçuk yıllık yayın hayatı boyunca gazetenin mutfağında emek sarf eden herkese teşekkür ederim.

Arşiv Notu
Taraf‘ta bugüne dek yayınlanan 119 yazıma şu adresten ulaşılabilir: http://www.serdarkaya.com/taraf

3

Okuyucu Yorumları

 

Bir Müslüman says:

May 5, 2013 at 12:40 pm

Biz de size teşekkür ederiz. Buradan takibe devam edeceğim.

 
 

tulay says:

May 5, 2013 at 4:02 pm

yazilarinizi ilk kesfettigimde, boylesine bir yazari, bakis acisini ve dehayi buldugumdan dolayi duydugum sevinci anlatamam.

taraf’tan sizin de ayrilmaniz cok uzucu. taraf’in, bugunku mevcut durum, gelismeler, ‘so called surec’, ayrilan yazarlar (ve bu durumda siz de) dahil olmak uzere, zamaninin cok ilerisinde ve hakli oldugunu dusunuyorum. (bilmedigim kisisel durumlar, emek, haklar, vs. haric). cunku taraf, basindan beri hep oyleydi. eminim simdi de oyledir; zamaninin ilerisinde.

siyasi durumlar ve gorusler gelir ve gider. ideolojiler gecicidir. bugun olan yarin yoktur. gercek bile zamanla degisir. “politik gorus ayriligini” bahane ederek gitmek, kavga etmek ve kusmek dunyanin en ilkel tavridir bana gore.

o nedenle ben taraf’ta, taraf’la kaliyor ve sizlere gule gule diyorum, yolunuz acik olsun… ve okudugum tum yazilariniz icin tesekkur ediyorum.

td

ps. genel olarak tavrinizi, entellektuel birikiminiz ve ph.d durumlarinizin verdigi pozisyonla bazan, son derece kustah buldugumu belirmeliyim gitmeden. siz abd’de ogrenci olarak hic garsonluk yaptiniz ya da benzin istasyonunda calistiniz mi? yapmadiginiz o kadar belli ki.

 
 

Emin says:

May 6, 2013 at 11:49 am

Açıkçası taraf gazetesinin yaşadığı durum pek ilgi alanım değil ama yazılarınızı okumamıza engel olacaksa çok üzülürüm. Twitterda sizi ilk tanıdığımda bakış açınıza, sorgulama yönteminize ve analizlerinize hayran olmuştum. Ve sonrasında da hemen kitabınızı okumuştum. Çok değerli bir insansınız hocam.. Türkiye’nin size ve sizin gibi “eğitmenlere” çok ihtiyacı var

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.