• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Türkiye’de En Kolay Şey Liberal Olmaktır

3 Apr2011
 

[3 Nisan 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Türkiye’de rastgele kullanılan kavramlardan biri de liberalizm. Ancak ne var ki bu keyfiliği giderebilme adına genelgeçer bir tanım yapmak ve “Liberalizm işte budur” diyebilmek pek mümkün değil. Zira liberal kelimesi dünyanın diğer yerlerinde de tek bir anlamda kullanılmıyor. Bu kafa karışıklığını giderme adına, liberalizmi üç alanda tanımlamak ve bu üç basit tanım üzerinden Türkiye’deki ve dünyadaki kullanımları anlamlandırabilmek mümkün.

Üç Liberalizm
Liberalizm kavramını, Türkçeye “özgürlükçülük” ya da “serbestiyetçilik” şeklinde çevirmek mümkün. Buradaki özgürlükten kasıt, bireyin gerek devletin gerekse diğer insanların müdahalesinden bağımsız olarak yaşayabilmesi. Ancak bu, bir parça geniş bir tanım. Bu nedenle, liberalizme yapılan atıfları daha sağlıklı bir çerçeveye oturtabilme adına ekonomik, siyasi ve moral liberalizmlerden söz etmek mümkün.

Ekonomik liberalizm, bireylerin, ekonomik faaliyetlerinde devlet müdahalesinden özgür olmaları ilkesine karşılık gelir. Bu ilkenin temelinde, mülkiyet hakkı ve serbest piyasa, karşı ucunda ise sosyalizm, korumacılık ve yüksek vergiler bulunur.

Siyasi liberalizmin temelinde düşünce ve ifade özgürlüğü yer alır. Her düşüncenin özgür bir şekilde örgütlenebilmesi ve siyasi alanda temsili gibi konular, siyasi liberalizmin olmazsa olmazlarındandır. Siyasi liberalizmin karşısında ise, kapatılan siyasi partiler, düşünceleri kanunla korunan siyasi liderler, her sabah çoluk çocuğa ettirilen bağlılık yeminleri ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen anayasa maddeleri yer alır.

Moral liberalizm ise, devletin ya da toplumun bireylere belli bir ahlaki standart dayatmaması ilkesidir. Eşcinsellerin ya da transseksüellerin hakları gibi konular bu cümledendir. Moral liberalizme karşıt uygulamalar arasında ise, evlilik dışı ilişkilere ya da eşcinsel evliliklere yönelik yasaklar sayılabilir.

Farklı Liberaller
Dünyada bu üç liberalizmi aynı anda savunan insanlara günümüzde daha çok liberteryen ya da klasik liberal denmekte. Sadece “liberal” demek yerine böyle bir ayrıma gidiliyor olmasının nedeni, liberal gelenek içerisinde (özellikle ekonomi alanında) kimi kırılmaların yaşanmış olması.

Örneğin, ABD’deki liberaller siyasi ve moral liberalizmden yana iken, ekonomi alanında devlete daha fazla düzenleyici otorite tanıyorlar. Norveç’teki liberal parti ücretsiz eğitimden yana. Kanada’daki liberal parti ise, ücretsiz sağlık hizmetlerini savunan politikalara sahip. Dünyanın farklı yerlerindeki liberaller arasında bu gibi çok sayıda farklılıklar oluşmuş durumda. Bu nedenle, liberalizmi bu şekilde farklı başlıklar altında incelemek, tam olarak neden söz ettiğimizin anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Türkiye’de Liberalizm
Türkiye’de bu üç liberalizmin üçünü de muhtemelen sadece Liberal Düşünce Topluluğu ve onun eksenindeki oluşumlar savunuyorlar. AKP, ekonomik ve siyasi liberalizm adına Cumhuriyet tarihinin en önemli adımlarını atmış olsa da, moral liberalizme mesafeli duran bir parti. CHP konusu ilginç. Zira siyasi liberalizm karşıtlığı bu partinin adeta tek varlık nedeni gibi. MHP her üç liberalizme de karşı. Özgürlükçü sosyalistler, kendilerini öncelikli olarak ekonomik liberalizm karşıtlığıyla tanımlıyor olsalar da, siyasi ve moral liberalizme sahip çıkıyorlar. Milliyetçi sosyalistlerin ise, siyasi liberalizmle de araları pek iyi değil. Bütün bunların yanı sıra, bir de Kemalistleşmiş bir Liberal Demokrat Partimiz var!

Bu tabloya bakınca, Türkiye’de liberal dendiğinde kast edilenin spesifik olarak siyasi liberalizm olduğu kolayca görülebilir – ki devlet ideolojisinin onyıllardır hayatın her alanını esir aldığı bir ülkede, böyle bir indirgeme pek de şaşırtıcı olmasa gerek.

Sonsöz
Türk siyasi rejimi, insanlara hep çok dar bir özgürlük alanı tanıyageldi. Dolayısıyla, bu dar alanın dışına çıkabilmek için çok büyük bir mesafe kat etmek gerekmiyordu. Bu durumun en tuhaf sonuçlarından biri, (sözgelimi) Kürtlerin Kürt olduklarını söylemenin bile kişinin liberalliğine yorulabilmesi oldu.

Ne mutlu ki, son birkaç yıldır Kürtlere Kürt demek artık liberal olabilmek için yeterli değil. Ancak bu durum, düşünceye tanınan sınırların halen çok dar olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yani liberal olmak Türkiye’de ne yazık ki hala çok kolay. Mesela anadili Kürtçe olan (ve bir kısmı Türkçe dahi bilmeyen) çocukların Kürtçe eğitim alabilmeleri gerektiğini söylediğiniz an liberal oluyorsunuz. Başörtülü kadınların devlet memuru, üniversite hocası, milletvekili gibi sıradan görevlere gelememesinin ayrımcılık olduğunu söylediğiniz an liberal oluyorsunuz. Eski bir diktatörün yanılmaz bir devlet adamı olmak şöyle dursun, bugün yaşadığımız sorunların çoğundan bizzat sorumlu olan acımasız bir asker olduğunu söylediğiniz an liberal oluyorsunuz. 127 yıllık faaliyetinin ardından 1971 yılında kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması gerektiğini söylediğiniz an liberal oluyorsunuz. “Ermeni Soykırımı…” dediğiniz an ise, cümlenizi bile tamamlamadan liberal oluyorsunuz.

Türkiye’de liberal olmak ya da liberal ilan edilmek ne yazık ki bu kadar kolay… Bu durum, Türkiye’deki liberallerin önemli bir kısmı, onları liberal ilan edenlerin ise tamamı adına ciddi derecede bir çapsızlık iması içeriyor.

Paylaş:
7

Okuyucu Yorumları

 

fc says:

3 April 2011 at 2:47 PM

Sn. Rektörüm,

Aydınlatıcı bir yazı.

Sizce parasız eğitim liberalizmin özüne aykırı mı?

Parasız sağlık liberalizme aykırı olabilir çünkü kişilerin sağlık sigortası yaptırarak bu sorunu halletmesi mümkün (“Ben neden içki ve sigara içen bir insanın sağlık masraflarına verdiğim vergi ile eşit katkıda bulunayım?” eleştirisi doğal)

Fakat eğitim aynı zamanda kamuoyu talepleri doğrultusunda çerçevesi çizilen fakat devlet tarafından da herkese eşit ve parasız olarak verilmesi gereken bir hizmet değil mi? Zira parası olmayanın (daha doğrusu gelir düzeyi belirli bir ortalamanın üstünde olmayanın) eğitim için (sağlıkta sigorta gibi) başka hiç bir seçeneği kalmıyor.

Ayrıca Kemalist bir liberal demokrat partimizin oluşabilmesi de çok düşündürücü ve anlatmak istediğinizi müthiş destekleyen bir tespit.

Saygılar

 
 

Burak says:

3 April 2011 at 9:42 PM

Daha güzeli, Serdar Kaya liberal mi, liberalse hangi liberal?

 
 

Burak says:

3 April 2011 at 10:37 PM

Bir soru daha. İki liberal olsun, birisi başörtüsünün devlet, özel farketmez tüm okullarda serbest olmasını savunuyor. Öbürü ise başörtüsünün sadece devlet okullarında tamamiyle serbest olması gerektiğini, özel bir okulun isterse öğrencilerine ayrımcılık yapabileceğini savunuyor. Bu ikisinden hangisi daha liberaldir?

 
 

fc says:

3 April 2011 at 11:27 PM

Sn. Burak,

1. yorumunuza katılıyorum. Ben de merak ediyorum.

2. yorumunuza gelince, sorunuz çok düşündürücü. Kendini liberal olarak gören birisi olarak cevabım 2. şık.

Yalnız cevabım sadece üniversite eğitimi için geçerli. Zira 18 yaşına kadar devlet ve ailenin kişilerin dinsel inançlarına karışmaması gerektiğine ve kişilerin din konusunda kendi kararlarını 18 yaşından sonra vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

Bu yüzden benim derdim üniversitede türbanın yasaklanmasından çok, imam hatiplerde serbest olması.

Ne dersiniz?

 
 

fc says:

3 April 2011 at 11:40 PM

Bir soru da ben sorayım:

İlkokul ve lisede başörtüsü sorunundan hiç bahsedilmezken acaba bu konu birden üniversitelerde nasıl büyük bir soruna dönüşüyor? Herşey aradaki bir sene veya altı aylık süreçte mi gelişiyor?

Bu bir eleştiri değil, kişisel düşüncenizi öğrenmek için yöneltilen samimi bir sorudur.

 
 

Yusuf Ekinci says:

8 April 2011 at 2:05 PM

Burak Bey’in sorduğu ikinci sorunun cevabı, birinci liberalin daha liberal olduğudur kanımca. Çünkü liberalizm kurumların veya kliklerin değil, bireylerin özgürlüğünü temele alır. Liberalizmin en temel fikri, bireysel özgürlüğün vazgeçilmezliğidir.

 
 

fc says:

8 April 2011 at 11:34 PM

Sn. Yusuf Bey,

Diyelim ki, liberalizmin en temel fikri bireysel özgürlüğün vazgeçilmezliği olsun (kendi bireysel özgürlüğümü herkes onaylasın demek istemediniz umarım).

Farz edelim ki, X kişisi, kızının başı açık öğrencinin (ya da türbansız) olmadığı bir okulda okumasını istiyor. Doğru ya da yanlış, başı açık kızların olduğu bir okulda kızının okumasının kızı için sakıncalı olabileceğini düşünüyor. Veya Y isimli bir kızımız, başı açık kızların bulunduğu bir okulda okumak istemiyor ve herkesin başı kapalı olduğu bir okulda daha mutlu olacağına inanıyor. Bu istek ve arzular kişinin bireysel özgürlük alanına girmiyor mu? Peki başı açık kızların giremeyeceği özel okulların oluşmasına izin vermezsek bu kişilerin bireysel özgürlüğünü nasıl sağlayacağız?

Liberal ortamda hem sadece başı kapalılara açık, hem sadece başı açıklara açık, hem de her ikisine de açık özel okul kurulmasına imkan tanırsak, her üç grubun da gidebileceği okul sağlanmış olur. herkes istediği okula gider

Sizin söylediğiniz yöntemle sadece kendi kıyafetinin kabul edildiği özel okula gitmek isteyen kişilerin bireysel özürlüğü yok edilmiş olmaz mı?

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.