• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Yakın Gitsin…

13 Oct2011
 

Geçen gün vasiyet ettim, “Ölünce beni yaktırın” dedim. Hatta küllerimin serpilmesini istediğim yeri de gösterdim. Bunu yaptıktan sonra, hiç tahmin etmediğim bir şekilde bir tür huzur doldu içime.

İnsan herhalde çok da uzakta olmayan bir gün dünyada hiçbir izinin kalmayacağını fark edince, ölmenin ne demek olduğunu biraz daha iyi anlıyor. Zira yakılacak olma düşüncesi, gömülecek olma düşüncesinden çok daha farklı bir psikolojik etkiye sahip. Öyle sanıyorum ki, kişinin ölüm sonrasına dair inancı ne olursa olsun, ölünce bedeninin mezara gömüleceği düşüncesi, hala burada kalma ve cansız da olsa bir şekilde varolma fikrini telkin ediyor. Buna karşılık, ortadan kaybolma düşüncesinin ise bir parça daha mütevazi bir yanı var. En azından ben, bu kararı aldıktan sonra geçiciliğimin daha fazla farkına vardığımı ve eskisine nazaran birazcık daha iyi bir insan olduğumu zannediyorum.

Hazır konu açılmışken, yurtdışında yaşayan Türklerin gurbet hissinden bir türlü kurtulamama ve bir gün mutlaka geri dönme eğiliminden de söz etmek gerekli… Şöyle ki, ilk kuşak göçmen Türkler göç ettikleri ülkelerde (paraya kıyıp gurbet ellerinde bir ev almış olsalar dahi) kendilerini bir türlü evlerinde hissedemiyorlar. Akıllarının bir yanı hep Türkiye’de oluyor. Hatta yurtdışında yaşayıp, Türkiye’deymiş gibi Türk bakkalından alışveriş eden, evinde Türk televizyonlarını izleyen, buradan maçları takip eden, takımı gol atınca çocuk gibi sevinen ve gol yiyince de (gayet tabii) üzülen Türkler hiç de az değil. Ancak bu kimseler hiçbir zaman yaşadıkları topluma yeterli ölçüde entegre olamadıkları gibi, zaten baştan kendilerini göçmen olarak da kabul edemiyorlar. 20 yıldır yurtdışında yaşayan Türklerin bile çoğunda, burada geçici olarak bulundukları hissi çok güçlü. Yani bir gün bir şekilde döneceklerine hepsi bir şekilde emin gibi.

Peki bu kişi olur da Hak emri ülkesine geri dönmeden vaki olur (yani henüz burada iken ölür) ise ne oluyor? İşin bu kısmı da ayrıca ilginç… Zira bu er kişi, bir gün geri döneceğine emin olduğu ülkesine (cansız olarak da olsa) gerçekten de geri dönüyor! Kendisi sağlığında bu konuda bir şey dememiş olsa bile, ruhunu yurtdışında teslim eden bir Türk’ün yakınları, hayatı boyunca göçmen olduğunu bir türlü kabul etmek istememiş olan bu kardeşlerinin gurbet ellerde defnedilmesine, gavur böceklerince yenmesine kesinlikle razı gelmiyorlar. Hatta ölmeden önce bu konudaki isteğini bildirme imkanı bulan Türklerin çoğunun da Türkiye’de gömülmek istediklerini ifade ettiklerini tahmin ediyorum. Bu yöndeki yaygın talep nedeniyle, mevtanın yakınları, (maliyeti kimi zaman 10000 dolara da varsa) paraya kıyıp (misal) Hayri Abi’ye son bir uçak bileti alıyor ve kendisini Türk’ün tek ve gerçek vatanı olan Anadolu’ya kargolayıveriyorlar.

Hayri Abi de herhalde onca yol yorgunluğunun üstüne mezara şöyle iyice yerleşip rahat bir pozisyon alıyor, ve vatan toprağında olmanın verdiği güven ve huzurla sorgu meleklerini bekliyordur.

Allah kabul etsin, Hayri Abi. Nurlar içinde yatasın. Bizim akrabalara selam söyleyesin… Bu arada, Fener deplasmanda 1-0 galip.

Sonraki Yazı: ABD’nin Laiklik Serüveni »
6

Okuyucu Yorumları

 

ozan says:

October 13, 2011 at 12:23 pm

bence, öldükten sonra gömülmeyi talep etmek daha insani bir davranış. yanınca kömür olmaktan başka faydan yok. diğer türlü, cesedin bakterilere, böceklere yemek oluyor. ne bileyim, yeşillik, ağaç, orman filan oluyor. benim için gömülmek, “yaşarken bi faydam olmadı, bari ölürken dünyaya bir şeyler bırakabileyim” anlamına geliyor. size de tavsiye ederim.

 
 

bir garip says:

October 13, 2011 at 8:50 pm

Vasiyetiniz islami usullere uygun değil. Sizin gibi akıllı ve zeki bir insandan beklenmedik bir davranış. Yadırgadım doğrusu…

 
 

Ekrem Senai says:

October 14, 2011 at 10:41 am

Organ bağışında bulunarak hem yine izinizi kaybettirmiş, hem de başkalarına faydalı olmuş olursunuz. Külleriniz çıksın diye ne kadar fosil yakıt tüketiliyor biliyor musunuz?

 
 

Darius Maneng says:

October 14, 2011 at 1:41 pm

Allah’tan adam yorumları okumuyor.. Hayattan soğurdu mazallah..

 
 

Talha says:

October 15, 2011 at 2:37 pm

Six Feet Under adında bir Amerikan dizisi vardı. Dizide cenaze evi işleten bir aile beş sezon boyunca yüzlerce ölüyü mumyalayıp makyajlayıp cenaze töreni düzenleyip defnederdi. Nihayet dizinin son bölümlerinde ana karakterlerden Nate ölünce, Nate’in vasiyetinde mumyalanmadan makyajlanmadan sadece beyaz kefenle bir müslüman gibi gömülmek istediği ortaya çıktı ve öyle gömüldü, gömülürken Mevlana’dan bir şiir okundu. O aklıma geldi nedense…

 
 

recep doğan says:

October 16, 2011 at 12:42 pm

serdar hocam bu tür yazıları biz ateist sitelerinden okuyoruz.sizden ricam, bu tür yazıları lütfen oralarda yazın .

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.