• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Yazı Dizisi Hakkında Bir Ara Not

15 Nov2016
 

Hz. Muhammed başlıklı dizinin iki gün önce yayına giren Çağrı Filmi Neleri Görmezden Geldi? (1): Bedir ve Uhud başlıklı ikinci yazısını gelen yorum ve sorular üzerine elden geçirdim. Bu yeni versiyon, (başta Bedir esirleri hakkındaki ayetler olmak üzere) herkesçe tam olarak anlaşılmayan bir dizi noktayı detaylandırıyor. Bu yeni detaylar nedeniyle yazı biraz uzadı. Bu nedenle de, Mekke Seferi ve Müseyleme hakkındaki cümleleri (bir sonraki yazıya aktarmak üzere) metinden çıkardım. Yine de, nihai metin öncekinden takriben 300 kelime daha uzun oldu.

İleride vakit ayırıp bu yazıları kitaplaştıracak olursam, belki daha da fazla detaya inerim. Ancak belki bu noktada belirtmek gerekli: Mesajlar gönderip sorular soran insanlara metni geliştirmeme yardımcı oldukları için her ne kadar müteşekkir olsam da, bu işin sonunun olmadığını baştan hepimizin kabul etmesi lazım. Benim bu dizi ile yapmaya çalıştığım şey, inancı sorgulamak ya da bugüne dek yanlış anlaşılmış bazı tarihi gerçeklere işaret etmek DEĞİL. Birincisini 2013 yılında başka bir dizi ile zaten yaptım ve belki ilgili diziyi ileride yeni yazılarla genişletirim. İkincisi ise, siyasetbilimcilerden ziyade, tarihçilerin işi. Ama Türkçe literatürde objektif bir anlatı maalesef nadir. Akademik eserlerin dahi çoğunun perspektifi popüler çalışmalardan çok farklı değil. Dolayısıyla, kimi zaman bilim-dışı ifadelerle birbirini tekrar edip duran niteliksiz metinlerle karşılaşıyoruz. (Burada “bilim-dışı” derken tam olarak ne demek istediğimi bu dizinin müteakip yazılarından birinde açmayı ve özellikle Diyanet İşleri’nce yayınlanan İslam Ansiklopedisi’ndeki maddelerden örnekler vermeyi düşünüyorum.)

Bu dizi ile yapmaya çalıştığım şeylere gelince… Öncelikle, kaynaklar ile efsanevi anlatı arasındaki farka dikkat çekmek, ve kaynakların rahatça sorgulanabilirken kaynaklara dayanan efsanevi anlatının tabu haline gelmiş olmasına dikkat çekmek istiyorum. Yani, İslam dini ve peygamberi söz konusu olduğunda Türkiye’de ve dünyada ifade özgürlüğümüzün giderek daraldığına ve popüler tahakküme yenik düşerek yer yer (tasvir konusunda olduğu gibi) Osmanlı döneminin dahi gerisine düştüğüne dikkat çekmek istiyorum. (Dizinin ikinci yazısının sonlarında italik ile vurguladığım tek ifadenin bu konuda olması da bundan ötürü.)

Yapmak istediğim ikinci şey ise, “Bu anlatı, sosyal huzur adına bize ne söylüyor?” sorusuna cevap aramak. Bu soruyu şöyle de sorabiliriz: “Kaynaklara iner ve Hz. Muhammed’i ya da ashabından bazı kimseleri bize aktarıldığı şekliyle örnek alırsak, gerçekten de İslamcı entelektüel ve yazarların iddia ettiği gibi daha huzurlu bir toplum mu oluruz?” Peki bir adım ileri giderek kaynakların sıhhati konusunda seçici davransak durum değişir mi? Ya da, daha açık konuşalım: Şiddet içeren, ayrımcılıkları körükleyen ya da gayrimüslimleri toplumun dışına iten örnekleri “Sahih değildir!” diyerek görmezden gelsek, geriye kalan metinler daha huzurlu bir toplum olma adına bize küçük de olsa bir dizi prensip sunabilir mi? Bir başka deyişle, “Siyer, megazi ve/veya hadis kitapları olmasaydı, toplumsal huzurumuzu temin adına falanca gerçeği fark edemezdik” diyebileceğimiz örneklerle karşılaşır mıyız?

Ben bu soruların cevabının Hayır olduğunu düşünüyorum. Ancak bu yazıları kendi cevabımı destekleme adına yazmıyorum. Bu yazılar, öncelikle tarife odaklanıyor. Örneğin, “Çağrı filmi, İbn-i İshak’a ne kadar sadık kalmış?” ya da “Filmin senaryosu, kaynakları ne kadar ütülemiş?” gibi sorular, cevap veren kişinin düşünce ya da inançlarından bağımsız olarak yanıtlanabilir, ve hatta öyle yanıtlanmalı. Çünkü, bunlar normatif sorular değil. Ama böyle bir yaklaşım Türkiye’de maalesef akademik camiada dahi pek yok. Bu nedenle de, bazı insanlar oturup efendice önlerindeki metni okumak (ya da okumamak) yerine niyet sorgulamasında bulunabiliyor ya da gereksiz yere savunmaya geçebiliyorlar. Böyle tepkiler çok anlamlı değil.

İlgi gösteren herkese teşekkürler.

1

Okuyucu Yorumları

 

Hamza says:

December 4, 2016 at 11:09 pm

“İleride vakit ayırıp bu yazıları kitaplaştıracak olursam, belki daha da fazla detaya inerim.”
Ve tabi yayınlayacak bir yayınevi bulursanız, okuyabiliriz.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.