• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Zavallılar (1975)

20 Aug2014
 

Yönetmen: Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz
Senaryo: Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz
IMDb


Filmin Özeti

Yaşadıkları talihsizliklerden ötürü hapse giren üç kişinin hayat hikayesi.

Abuzer’in (Yılmaz Güney) hayatı, henüz ilkokul çağında iken, babasının bir iş kazasında ölmesi üzerine alt üst olur. Abuzer’in annesi, kaza nedeniyle iş yerinden kendilerine ödeme yapılmasını bekler. Ancak şirket bunu yapmaya yanaşmaz. Çaresiz kalan anne, yeniden evlenir. Ancak yeni kocası hayırsız bir adamdır. Abuzer’i ilkokuldan alır ve zorla sokaklarda dilendirmeye başlar. Bununla da yetinmeyip, annesini fuhşa mecbur etmeyi düşünür. Kadının hiçbir şeyden haberi yokken, evin kapısında adamın biri ile anlaşır ve onu içeri gönderir. Birdenbire evin içinde üzerine gelen yabancı bir erkekle karşılaşan kadıncağız, haliyle bu “müşteri”ye direnir ve neticede onu öldürmek zorunda kalır. Annesi bu şekilde hapse düşünce, Abuzer aç kalır. Bir gün yemek yemek için bir eve girer. Ancak karnını doyurduktan sonra uyuyakalınca, yakalanır ve hapse atılır. Bu gibi talihsizlikler, ömrünün sonraki yıllarında da Abuzer’in peşini bırakmaz. Örneğin, gençliğinde bir lunaparkta çalışmaktayken bir gün genç bir kıza ilgi gösterince patronu onu işten atar. Bunun üzerine, aynı genç kız (Hülya Şengül), kendi çalıştığı fabrikada Abuzer’e bir iş ayarlar. Ancak, Abuzer, sabıkası nedeniyle bu işe kabul edilmez.

Zavallılar (1975)

İkinci karakter Arap (Güven Şengil), bir dönem bir inşaatta bekçilik yapar, ancak patronundan (Hüseyin Kutman) ücretini alamaz. Fakat, bunu dert etmemektedir. Çünkü, patron, bu emeğinin karşılığında ona işyerinin çayhanesinin işletmesini vereceğini söylemiştir. Arap’ın hayali, çayhane işini üzerine alır almaz sözlüsüyle evlenmektir. Ne var ki, patron, sözünü tutmaz. Bunun üzerine, Arap, patronundan bekçilik işinden hakkı olan maaşını ister. Patron bunu da reddedince, Arap öfkesine hakim olamaz ve hem patrona hem de yanındaki çalışanına saldırır. Ardından da, patronun çekmecesinden tahsil edemediği maaşı miktarınca para aldıktan sonra orayı terk eder. Aynı gün, polis kapısını çalar ve onu tutuklar.

Hacı (Yıldırım Önal) ise, kaçak sigara satarak geçinmeye çalışan biridir. Bir yandan da, mahalledeki seks işçisi Naciye’ye (Seden Kızıltunç) uzaktan ilgi duymaktadır. Bir gün Naciye’nin patronundan dayak yemekte olduğunu görünce, onu kurtarır ve evine alır. Ancak sonrasında, Naciye’nin patronunun adamları onu bulup fena halde darp ederler. Even dönen Hacı, Naciye’yi başka bir erkekle birlikte yakalayınca onu öldürür.

Nihayetinde hapishanede arkadaş olan ve uzun yıllarını bir arada geçiren bu üç kişi, gün gelip de cezaları bittiğinde dışarı çıkmaktan korkarlar. Çünkü, paraları da yoktur, başlarını sokacak bir evleri de. Sabıkaları nedeniyle hiç kimsenin onlara iş vermeyeceği de açıktır. Bu nedenle, bir yolunu bulup bir süre daha hapishanede kalmaya çalışsalar da, başaramazlar. Tahliye olduklarında, korktukları başlarına gelir ve aç kalırlar.

Film hakkında bazı notlar

1. Sermaye düşmanlığı

Filmin merkezinde kötü kapitalistler var. Ancak bu kapitalistler, büyük sermaye sahipleri değil. Ekseriyetle, fakir bir ülkede küçük işletmeler yöneten kimseler. İnşaatçılıktan lokantacılığa, lunaparkçılıktan kadın satıcılığına uzanan farklı işler yapıyorlar. Ortak noktaları, açgözlülük ve sahtekarlık. Bu işverenler, çalışanlarına kötü davranan, haklarını vermeyen ya da basit nedenlerle onları işten atan merhametsiz kimseler.

Filmin “Zavallılar” olarak atıfta bulunduğu üç ana karakterin ortak noktası ise, hayatlarının bir noktasında yollarının bu kimselerle kesişmiş olması. Film, bu üç “zavallı”nın hayat hikayesini, bu dönüm noktalarını ele alan müstakil skeçlerle izleyiciye aktarıyor. Zavallılar, çeşitli haksızlıklara uğruyorlar ve ardından hayatları bir daha düzelmemek üzere alt üst oluyor. Onlara bu kötülükleri yapanlar ise, kurulu tezgahlarını işleterek rahat hayatlarını sürdürmeye devam ediyorlar.

2. Zavallılar?

Filmdeki örneklerin gerçek hayatta ne derece karşılığı olduğu sorusu önemli. Mesela, Türkiye’de aç bir insana gerçekten de hiç kimse yiyecek bir şey vermez mi? Üç arkadaş üç gün boyunca hiçbir şey yemeden sokaklarda dolaşabilir mi? Ya da, böyle bir şeyin zaman zaman yaşanabileceğini dahi varsaysak, bu son derece nadir bir örnek olmaz mı? Diğer yandan, Türkiye’de sulu yemek satan küçük esnaf lokantaları, her halinden aç oldukları belli olan insanlara gerçekten de bir tabak olsun bir şey vermezler mi? Üç gün boyunca aç kalıp sonra da yemek parasını ödemeyip kaçınca karakolluk olmak daha mı gerçekçi?

Bütün bu sahnelerin hayatı gerçekte olduğu gibi tasvir ettiğini dahi varsaysak, filmin verdiği mesaj doğru mu? Örneğin, bir işverenin çalışanına emeğinin karşılığını ödememesi elbette problemli. Ama ilgili çalışanın buna karşılık patronunu öldürmesi olayı bambaşka bir seviyeye taşımıyor mu? Cinayetin ardından kasadan sadece tahsil edemediği maaş miktarında para alıp gitmesi, onu iyi bir insan yapmaya yetiyor mu? Bu şartlar altında, hapse girmesi doğal değil mi? Filmin bu noktada ne demek istediği pek belli değil. Böyle bir sahneden hareketle, aslında her şeyin patronun (ve genel manada patronların) yaptığı kötülüklerin bir sonucu olduğu hükmüne varmak mümkün mü? Yani, “Bu kişi aslında katil olmayacaktı, ama hep bu işverenler yüzünden” denebilir mi? Emeğin hakkını ödememek kötü, ama cinayet iyi mi? (Cinayeti mazur gösteren bir diğer Yılmaz Güney filmi için bkz: Benim Adım Kerim)

3. Karılarını/dostlarını satan erkekler

Filmde, maddi sıkıntı çeken erkekler derhal karılarını/dostlarını satmaya başlıyorlar. (dakika 5:50 ila 6:37) Dahası, yoksulluk çeken insanlar, satacak bir dostları olmadığı için hayıflanıyorlar ve böyle bir imkanın hayalini kuruyorlar. (dakika 34:50 ila 35:53) (Benzeri bir durumun yaygın olduğu bir diğer Yılmaz Güney filmi için, bkz: Düşman.)

2

Okuyucu Yorumları

 

Bige Selin Özer says:

April 4, 2016 at 12:04 pm

Filmi yeterince iyi izlememiş olsanız gerek zira işvereni çalışmasının karşılığını vermeyince onu öldüren çalışandan bahsetmişsiniz. Fakat böyle bir olay filmde geçmiyor. Hatta iş verenin suratına doğru beni katil mi edeceksiniz ulan diye bağırıp çalışma parasını alıp çıkar gider. Önemli bir konuda yanlış bir inceleme olmuş.

 
 

Vedo says:

April 9, 2016 at 1:43 am

ekmeği paylaşmak kolay,sıkıyosa fırını paylaş.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.